Gümüşhane'nin doğal güzellikleri arasında yer alan ve şehrin simgelerinden biri olan Harşit Çayı, son dönemde yaşanan çevresel sorunlarla gündeme geliyor. Özellikle yaz aylarında debisinin düşmesiyle birlikte ortaya çıkan kötü koku, yosunlaşma ve kirlilik şikayetleri üzerine Gümüşhane Üniversitesi akademisyenleri harekete geçti. Uzmanlar tarafından çayın farklı noktalarından titizlikle toplanan su ve yosun numuneleri, kapsamlı fizikokimyasal ve mikrobiyolojik testlere tabi tutuldu. Elde edilen bulgular, bölgedeki ekolojik dengenin ciddi bir tehdit altında olduğunu kanıtlar nitelikte.
Fekal kirlilik tüm örnekleme noktalarında doğrulandı
Gerçekleştirilen analizlerin sonuçları, suyun fizikokimyasal değerlerinin yönetmelik sınırları içerisinde kaldığını gösterse de mikrobiyolojik veriler endişe verici bir tabloyu ortaya koydu. İncelenen üç farklı örnekleme noktasının tamamında fekal kontaminasyon, yani dışkı kaynaklı kirlilik tespit edildi. Özellikle Eski Hastane mevkiinden alınan numunelerde toplam koliform ve E. coli bakteri yükünün ölçüm limitlerini aşması, bölgedeki kirlilik seviyesinin ulaştığı boyutu gözler önüne serdi. Uzmanlar, bu durumun halk sağlığı ve çevre ekosistemi açısından ciddi riskler taşıdığına dikkat çekiyor.
Kirliliğin temelinde altyapı ve debi sorunları yatıyor
Bilimsel raporda, Harşit Çayı'nı bu noktaya getiren temel faktörler detaylı bir şekilde analiz edildi. Kanalizasyon ve evsel atık su sızıntılarının çaya karışması, kirliliğin ana kaynağı olarak işaret ediliyor. Bunun yanı sıra, tarımsal sulama faaliyetleri nedeniyle su debisinin azalması ve yaz aylarında artan buharlaşma, suyun sığlaşmasına neden oluyor. Sığlaşan suyun güneş ışığıyla daha yoğun temas etmesi ise yosunlaşma sürecini hızlandırarak çayın doğal yapısını bozuyor. Bu faktörlerin birleşimi, Harşit Çayı'nın kendi kendini temizleme kapasitesini büyük ölçüde kısıtlıyor.
Gümüş Gerdanlık için çözüm önerileri masada
Akademisyenler, Harşit Çayı'nın yeniden Gümüşhane'nin Gümüş Gerdanlık'ı olarak anılmasını sağlayacak bir yol haritası sundu. Raporda, üst havzada su depolama göletlerinin inşa edilmesi ve şehir merkezinde kademeli bentler ile çağlayanlar oluşturularak suyun oksijen seviyesinin yükseltilmesi öneriliyor. Ayrıca, tarımsal sulamanın daha kontrollü bir sisteme geçirilmesi ve kanalizasyon altyapısının çay yatağından tamamen ayrıştırılması gerektiği vurgulanıyor. Düşük debi dönemlerinde akışın korunması ve atıkların suya ulaşmasının engellenmesi için alınacak tedbirlerin, çayı yeniden önemli bir rekreasyon ve turizm alanı haline getireceği öngörülüyor.