Havadis | Yaşam | İklim krizinde yeni dönem: Artık sadece bilim insanları değil, belediyeler de alarm veriyor

İklim krizinde yeni dönem: Artık sadece bilim insanları değil, belediyeler de alarm veriyor

Ankara'da düzenlenen İklim Geçişi Forumu'nda konuşan İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, iklim değişikliğinin artık istatistiksel bir tartışma olmaktan çıkıp yerel yönetimlerin günlük kriz yönetimi haline geldiğini vurguladı.

Ankara'da düzenlenen İklim Geçişi Forumu'nda konuşan İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, iklim değişikliğinin artık istatistiksel bir tartışma olmaktan çıkıp yerel yönetimlerin günlük kriz yönetimi haline geldiğini vurguladı.

İklim krizinde yeni dönem: Artık sadece bilim insanları değil, belediyeler de alarm veriyor
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

İklim değişikliğiyle mücadele artık sadece akademik kürsülerde tartışılan bir konu olmaktan çıktı; şehirlerin altyapısını ve günlük yaşamını doğrudan tehdit eden bir kriz yönetimi haline geldi. Ankara'da düzenlenen ve iki gün sürecek olan Ankara İklim Geçişi Forumu, bu yeni gerçekliğin tüm paydaşlarını bir araya getirdi. İklim Değişikliği Başkanlığı, Avrupa Birliği Delegasyonu, Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı, yerel yönetimler ve bilim dünyasından temsilcilerin katıldığı forumda, iklim değişikliğinin artık yaşanılan bir gerçek olduğu vurgulandı.

İstatistiksel tartışmalardan saha krizlerine geçiş

İklim Değişikliği Başkanı Halil Hasar, 1999'lu yıllarda iklim değişikliğinin varlığına dair yapılan tartışmaların bugün yerini somut felaketlere bıraktığını belirtti. Hasar, geçmişte bilim insanlarının uyarılarının hayal ürünü gibi görüldüğünü ancak bugün belediyelerin bile bu krizle başa çıkmak için altyapılarını yeniden tasarlamak zorunda kaldığını ifade etti. Nepal'deki sel felaketinde, teknolojik bir sistemden ziyade geleneksel yöntemlerle yapılan erken uyarının 900 öğrencinin hayatını kurtarmasına dikkat çeken Hasar, verinin ve bilimin bu mücadeledeki hayati önemine vurgu yaptı. Artık bir mahallede sıcak hava dalgası yaşanırken diğerinde sel felaketiyle mücadele edildiği, normallerin tamamen değiştiği bir döneme girildiğini belirtti.

Küresel ısınma ve emisyon çıkmazı

Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre 2015-2025 döneminin tarihin en sıcak 11 yılı olarak kayıtlara geçtiğini hatırlatan Hasar, 2026-2030 yılları arasında küresel ısınmanın 1,5 derece artma ihtimalinin yüzde 90 olduğunu açıkladı. Hiçbir önlem alınmadığı takdirde yüzyılın sonunda sıcaklık artışının 3 santigrat dereceyi bulabileceği, Türkiye'nin de içinde bulunduğu Akdeniz Havzası'nda ise bu değerlerin çok daha yüksek seviyelere ulaşabileceği uyarısında bulundu. Hasar, çözüm için iki temel unsurun altını çizdi: Emisyonların azaltılması ve toplumun yeni iklim normallerine uyum sağlaması. Sadece emisyon azaltmanın yeterli olmadığını, ekonomik sektörlerin ve toplumun bu yeni sürece adapte olması gerektiğini belirtti.

Yerel yönetimler için finansman uçurumu

Türkiye'nin 2024 yılında kayıtlı tarihindeki en sıcak yılını yaşadığını, 2025'in ise en kurak yıllardan biri olduğunu belirten Hasar, iklim değişikliğinin getirdiği kararsızlığa dikkat çekti. Bir yandan su kıtlığıyla mücadele edilirken diğer yandan kontrol edilemeyen ani ve şiddetli yağışların sel felaketlerine yol açtığını ifade etti. Hasar, belirsizlikleri ortadan kaldırmak için 100 kilometrekarelik alanları kapsayan modellerden, 9 kilometrekarelik mahalle ölçeğinde projeksiyonlar sunan 3 kilometre çözünürlüklü modellere geçiş yaptıklarını açıkladı. Birleşmiş Milletler'in uyum açığı raporuna atıfta bulunan Hasar, gelişmekte olan ülkelerin yıllık 310-365 milyar dolar uyum finansmanına ihtiyaç duyarken, mevcut kamusal finans akışının sadece 26 milyar dolar seviyesinde kaldığını belirterek, felaket yaşanmadan önce yatırım yapılması gerektiğini vurguladı.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız