İnsanoğlunun yaşadığı topraklar, sadece fiziksel birer mekân olmanın ötesinde, inanç dünyasını ve ilmi üretim biçimlerini de derinden şekillendiren birer laboratuvar işlevi görüyor. Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi ve İslami İlimler Uygulama ve Araştırma Merkezi iş birliğiyle bu yıl dördüncüsü düzenlenen Din ve Coğrafya Sempozyumu, tam da bu etkileşimin izini sürmek amacıyla kapılarını açtı. İki gün boyunca sürecek olan ve Coğrafya ve İslam Bilimleri ana temasıyla gerçekleştirilen bu akademik buluşma, alanında uzman isimleri bir araya getirerek dinin farklı coğrafyalardaki yansımalarını disiplinler arası bir perspektifle tartışmaya açıyor.
Mekânın İlim Tarihi Üzerindeki Dönüştürücü Gücü
Sempozyumun açılışında konuşan Düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Abdullah Çolak, coğrafyanın sadece bir yerleşim alanı değil, aynı zamanda düşünce dünyasını inşa eden temel bir unsur olduğunu vurguladı. İslam düşünce tarihine bakıldığında fıkıh, hadis, tefsir, kelam ve tasavvuf gibi temel disiplinlerin, geliştiği coğrafyanın ikliminden, ticaret yollarından ve kültürel dokusundan bağımsız düşünülemeyeceğini ifade eden Çolak, mekânın alimlerin meseleleri ele alış biçimlerini doğrudan etkilediğini belirtti. Çolak, din ve coğrafya ilişkisini konuşmanın, sadece dini düşüncenin doğduğu yeri tespit etmek değil, aynı zamanda mekânın insanın ilmi üretimi üzerindeki dönüştürücü etkisini anlamaya çalışmak olduğunu dile getirdi. Bu bağlamda sempozyumun, farklı disiplinlerden gelen bilim insanlarının katkılarıyla İslam ilim tarihine yeni ve taze bakış açıları kazandırması hedefleniyor.
Akademik Vizyon ve Kurumsal Kalite Hedefi
Hitit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dekanı Prof. Dr. İsmail Bulut ise sempozyumun dört yıldır süregelen bir gelenek haline geldiğini belirterek, bu yılki odak noktasının İslam bilimleri olduğunu ifade etti. Dinin evrensel ilkeleri ile yerel ihtiyaçların nasıl buluşturulduğunu anlamanın, günümüz dünyasında büyük bir önem taşıdığını kaydeden Bulut, fakülte olarak kaliteyi merkeze alan bir kurumsal yapı inşa ettiklerini vurguladı. Uluslararası standartlarda eğitim ve araştırma altyapısını güçlendirme gayretinde olduklarını belirten Dekan Bulut, etik değerlerden ödün vermeden evrensel bilgi üretimine katkı sağlamayı temel stratejik hedefleri olarak tanımladı. Fakültenin sadece yerel değil, uluslararası düzeyde de öncü ve model olma vizyonuyla hareket ettiğini belirten Bulut, bu sempozyumun da bu vizyonun en somut göstergelerinden biri olduğunu sözlerine ekledi.
Bilimsel Birikim ve Geleceğe Bakış
Açılış konuşmalarının ardından bilimsel oturumlar, Erciyes Üniversitesi İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Prof. Dr. Hacı Yunus Apaydın'ın Dinin Ufku, Şeriatın Amacı, Fıkhın İşlevi ve İslam’ın Renkleri başlıklı sunumuyla başladı. İki gün sürecek olan sempozyum boyunca toplam 13 farklı oturumda 60 ayrı bildiri sunulacak. Bu bildiriler, İslam coğrafyalarında fıkhın, hadisin ve diğer temel ilimlerin tarihsel süreçte nasıl neşvünema bulduğunu, yerel ihtiyaçlarla nasıl harmanlandığını ve günümüze nasıl ulaştığını detaylı bir şekilde inceleyecek. Sempozyum, sadece geçmişin birikimini analiz etmekle kalmayıp, aynı zamanda geleceğin akademik çalışmalarına da ışık tutacak bir ortak düşünce zemini oluşturmayı amaçlıyor. Organizasyonun başarısı için üniversite yönetimine, düzenleme kuruluna ve emeği geçen tüm akademik personele teşekkür eden yetkililer, bu tür etkinliklerin İslam bilimleri alanındaki akademik derinliği artıracağına olan inançlarını dile getirdiler.