İsviçre’deki Türk toplumunun sosyal dokusunu ilmek ilmek ören, eğitimden dayanışmaya kadar pek çok alanda öncü rol üstlenen Hidayet Aladağ, kısa süre önce hayata veda etti. 1962 yılında dil eğitimi amacıyla adım attığı İsviçre’de, başlangıçta sadece iki yıl kalmayı planlayan ancak yaşamının büyük bir kısmını burada geçiren Aladağ, Türk göçmenlerin yaşadığı zorluklara karşı sessiz kalmayarak büyük bir değişimin fitilini ateşledi. Vefatının ardından Zürih kantonuna bağlı Volketswil’de düzenlenen Ahde Vefa programı, onun sadece bir dernek kurucusu değil, aynı zamanda binlerce kadına ilham kaynağı olan bir yol gösterici olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi.
Yalnızlıktan dayanışmaya uzanan bir hikaye
Aladağ’ın İsviçre’ye ilk geldiği yıllarda Türk nüfusu oldukça sınırlıydı ve aileler birbirlerinden kopuk, izole bir yaşam sürüyordu. Özellikle kadınların sosyal hayata katılımı neredeyse yok denecek kadar azdı; dil bariyeri ise günlük yaşamın en büyük engeliydi. Marmara Üniversitesi’nin öncüllerinden olan İktisadi ve Ticari İlimler Akademisi mezunu olan Aladağ, bu tabloyu değiştirmek için harekete geçti. 1978 yılında, kendisi gibi düşünen 17 göçmen Türk kadınıyla bir araya gelerek İsviçre Türk Kadınları Derneği’nin temellerini attı. İlk toplantıya gösterilen yoğun ilgi, aslında toplumun böyle bir dayanışma çatısına ne kadar ihtiyaç duyduğunun en somut kanıtıydı.
Dernek, kurulduğu ilk günden itibaren kadınların hem sosyal hem de ekonomik hayata entegrasyonunu merkeze aldı. Almanca kursları ile dil engelini aşmaya çalışan dernek üyeleri, biçki-dikiş gibi meslek edindirme kurslarıyla kadınların özgüven kazanmalarına yardımcı oldu. Aladağ’ın vizyonu, sadece İsviçre ile sınırlı kalmadı; Türkiye’deki ihtiyaç sahiplerine uzanan yardım eli, afet dönemlerinde gösterilen dayanışma ve kız öğrencilere sağlanan burs imkanları, derneğin faaliyet alanını genişletti. Hatta bu çalışmalar, Muş’un Toprak köyünde bir ilkokulun inşa edilmesine kadar uzandı.
Eğitimi her şeyin merkezine koydu
Hayatı boyunca eğitimin gücüne inanan Hidayet Aladağ, genç nesillere her fırsatta tek bir dilin veya tek bir mesleğin artık yeterli olmadığını hatırlatırdı. Gençlerin birden fazla dil öğrenmesi, farklı kültürleri tanıması ve yaşadıkları toplumda kendilerini güçlü bir şekilde ifade edebilmeleri gerektiğini savunan Aladağ, özgüvenli bireyler yetiştirmenin yolunun sürekli öğrenmekten geçtiğini vurgulardı. Derneğin bugünkü başkanı Öznur Sonkur, 23 yaşındayken tanıştığı Aladağ’ın, başkanlık görevini devrettikten sonra dahi dernekle bağını asla koparmadığını ve her etkinlik sonrası gönderdiği destek mesajlarıyla yönetimdeki kadınlara büyük bir motivasyon kaynağı olduğunu belirtti.
Ahde Vefa ile anılan bir ömür
Volketswil’de düzenlenen anma programı, Aladağ’ın sadece bir yönetici değil, aynı zamanda birleştirici bir güç olduğunu bir kez daha kanıtladı. Ailesi ve yakınlarının da katıldığı etkinlikte, kızı Tülin’in annesi için kaleme aldığı mektup, katılımcılara duygusal anlar yaşattı. Yaklaşık 48 yıllık geçmişiyle İsviçre’deki Türk toplumunun en köklü yapılarından biri haline gelen İsviçre Türk Kadınları Derneği, bugün Hidayet Aladağ’ın bıraktığı bu güçlü mirasın ışığında çalışmalarını sürdürüyor. Onun attığı temeller, bugün sadece bir derneğin değil, İsviçre’de yaşayan Türk kadınlarının toplumsal hayattaki varlığının da en önemli güvencesi olmaya devam ediyor.