Akdeniz Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Özlenen Özkan, su kaynaklarının korunması noktasında toplumsal bir zihniyet değişiminin şart olduğunu vurgularken, özellikle akademik camiaya yönelik sert bir eleştiride bulundu. Rektör Özkan, su tasarrufu konusunda rol model olması gereken öğretim üyelerinin, hafta sonu boş olan odalarında klimaları açık bırakmalarını eleştirerek, bu davranış biçiminin öğrencilere kötü bir örnek teşkil ettiğini belirtti. Özkan, suyun sadece bir miktar sorunu değil, aynı zamanda bir kültür ve yönetim meselesi olduğunu ifade etti.
Sadece su değil, denizler de tehlike altında
Antalya'nın su kaynaklarının mevcut durumunun masaya yatırıldığı bilgilendirme toplantısında konuşan Prof. Dr. Özlenen Özkan, Düden Şelalesi ve Kırkgöz gibi bölgelerdeki su debilerinin ciddi oranda düştüğüne dikkat çekti. Suların hep var olacağı yanılgısına düşüldüğünü belirten Özkan, sadece tatlı su kaynaklarının değil, denizlerin de yanlış uygulamalar nedeniyle zarar gördüğünü ifade etti. Deniz suyunu tatlı suya dönüştürme süreçlerinde ortaya çıkan tuzun tekrar denize verilmesinin denizel ekosistemi bozduğunu vurgulayan Özkan, 10 yıl sonra bugünkü yaşam standartlarının sürdürülemez hale gelebileceği uyarısında bulundu.
Kayıp kaçak oranları alarm veriyor
Toplantıda sunum yapan Prof. Dr. Ethem Karadirek ise Antalya'nın su yönetimi konusundaki acı verici verileri paylaştı. Antalya Su ve Atıksu İdaresi'nin 2025 yılı verilerine göre, şebekeye verilen suyun yüzde 34,5'inin kaybolduğunu belirten Karadirek, gelir elde edilemeyen su oranının ise yüzde 46 seviyelerinde olduğunu açıkladı. Yeni kaynak arayışından ziyade mevcut suyun verimli kullanılması gerektiğini savunan Karadirek, özellikle turizm tesislerinde kişi başı su tüketiminin bin litreyi aşabildiğine dikkat çekti. 5 yıldızlı otellerdeki bu yüksek tüketim oranlarının, yerleşik nüfusun su ihtiyacıyla birleştiğinde ciddi bir baskı oluşturduğu ifade edildi.
İklim değişikliği ve tarımsal sulama gerçeği
Tarım sektörünün su tüketimindeki payının büyüklüğüne değinen Karadirek, vahşi sulama yöntemlerinin ve açık kanalların su kaybını artırdığını belirtti. Eskiden 40 günde yağan yağışın artık çok daha kısa sürede ve sel rejiminde gerçekleştiğini, bu durumun yer altı sularının beslenmesini engellediğini vurguladı. Sanayide ise endüstriyel simbiyoz modelinin benimsenmesi gerektiğini, bir işletmenin atık suyunun diğerinin girdisi olabileceğini savundu. Rektör Özkan, üniversite bünyesinde bir su enstitüsü kurulması için YÖK'e başvurduklarını belirterek, su krizine karşı ortak akılla hareket etmenin önemini yineledi.