Kahramanmaraş'ın tarihi dokusunu yansıtan Bakırcılar Çarşısı'nda, sabahın ilk ışıklarıyla birlikte yankılanan ritmik çekiç sesleri, 52 yaşındaki Orhan Kavasoğlu'nun 45 yıllık emeğinin bir yansıması olarak yükseliyor. Henüz 7 yaşındayken adım attığı bu tozlu ve sıcak atölyede, çıraklıktan kalfalığa, oradan da ustalığa uzanan uzun bir yolculuğu geride bıraktı. Günümüzde yapay zeka ve tam otomasyonlu fabrikaların seri üretim yaptığı bir dünyada, Kavasoğlu hala geleneksel yöntemlerle bakır kazan döverek mesleğini geleceğe taşımaya gayret ediyor. Onun için bakır, sadece bir metal değil, aynı zamanda sabırla işlenen bir hayat hikayesidir.
Binlerce darbeyle şekillenen sanat
Bakır kazan üretimi, dışarıdan bakıldığında basit bir metal işçiliği gibi görünse de aslında büyük bir fiziksel güç ve zihinsel odaklanma gerektiriyor. Kavasoğlu, tek bir kazanı ortaya çıkarmanın yaklaşık 2 ila 3 gün sürdüğünü belirtiyor. Bu süreçte bir kazana vurulan çekiç darbelerinin sayısını tahmin etmenin imkansız olduğunu ifade eden usta, bu durumu bir koyunun kılını saymaya benzetiyor. Binlerce, hatta milyonlarca kez inen çekiç darbeleri, bakır levhalara form verirken aynı zamanda ustanın yıllara dayanan tecrübesini de içine işliyor. Eskiden askeri birliklerin ve cezaevlerinin mutfak ihtiyaçlarını karşılayan bu el yapımı kazanlar, günümüzde daha çok lokum, helva, pekmez ve dondurma gibi geleneksel gıda üreticilerinin vazgeçilmezi olmaya devam ediyor.
Gençlerin ilgisizliği mesleği tehdit ediyor
Mesleğin en büyük sorununun çırak yetişmemesi olduğunu vurgulayan Kavasoğlu, bu durumun kendisini derinden üzdüğünü dile getiriyor. Günümüz gençliğinin daha çok masa başı işlere yönelmesi, geleneksel el sanatlarının unutulmaya yüz tutmasına neden oluyor. Kavasoğlu, bu kadim zanaatın kendisiyle birlikte yok olmasından endişe duyduğunu belirterek, gücü yettiği sürece atölyesinin kapılarını açık tutmaya kararlı olduğunu ifade ediyor. Bakırcılığın sadece bir üretim biçimi değil, aynı zamanda bir kültür mirası olduğunu savunan usta, bu mirasın gelecek kuşaklara aktarılması için bir köprü görevi görmeye çalışıyor.
Alın terinin bereketiyle beş evlat büyüttü
Bakırın kilogram fiyatının 870 lira civarında olduğu günümüz piyasasında, ham madde maliyetinin üzerine eklenen yoğun işçilik, emeğin değerini daha da artırıyor. Ancak Kavasoğlu için bu işin karşılığı sadece maddi kazançla ölçülemiyor. Beş çocuğunu bu atölyede dövdüğü bakırların bereketiyle okutup üniversite mezunu yapan usta, çocuklarının kendi yuvalarını kurmalarını görmenin mutluluğunu yaşıyor. Helal kazancın bereketine olan inancını her fırsatta dile getiren Kavasoğlu, insanın yaptığı iş ne olursa olsun, dürüstlükle ve alın teriyle çalışması gerektiğine inanıyor. Fabrikasyon ürünlerin paslanmaz çelik dünyasında, o hala elinin izini taşıyan bakır kazanlarla, emeğin ve sabrın değerini hatırlatmaya devam ediyor.