Dünya genelinde iklim değişikliğiyle mücadele stratejilerinin belirlendiği en önemli platformlardan biri olan Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Konferansı COP31, bu yıl Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi'nin (MSKÜ) yenilikçi çözüm önerilerine ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. Yükseköğretim Kurulu'na (YÖK) sunulan ve titiz bir değerlendirme sürecinden geçen 11 farklı proje, üniversitenin sürdürülebilirlik vizyonunu uluslararası boyuta taşıyacak. Akademisyenlerin derinlemesine araştırmaları ile öğrencilerin yaratıcı fikirlerini birleştiren bu çalışma grubu, iklim krizine karşı disiplinler arası bir savunma hattı oluşturmayı hedefliyor. MSKÜ Rektör Yardımcısı ve COP31 Koordinatörü Prof. Dr. Hatice Hicret Görgülü ile Sürdürülebilir Yeşil Kampüs Koordinatörlüğü'nün öncülüğünde yürütülen bu süreç, sadece bir konferans katılımı değil, aynı zamanda yerel bir iklim direnci hareketinin de başlangıcı olarak görülüyor.
Bilimsel araştırmalardan toplumsal faydaya uzanan yol
Üniversitenin COP31'e taşıdığı projeler, iklim değişikliğine uyumdan temiz enerjiye, atık yönetiminden akıllı kent teknolojilerine kadar geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Akademisyenler tarafından geliştirilen çalışmalar arasında Prof. Dr. Muammer Tuna'nın İklim Dirençli ve Sürdürülebilir Kıyı Alanları Yönetişimi projesi, özellikle Dalyan-İztuzu-Köyceğiz Gölü havzasındaki ekosistemi korumayı amaçlıyor. Aynı zamanda MaviMiras projesiyle Doç. Dr. Sena Akçer Ön ve yüksek lisans öğrencisi Serra Selen Yılmaz, antik su mirasından yola çıkarak Akdeniz'in geleceğine ışık tutuyor. Dr. Öğr. Üyesi Özgül Uyan ise yeşil sanayileşme sürecinde temiz enerji dönüşümünü ve korumacı ticaret politikalarını mercek altına alarak küresel ölçekte politika önerileri sunuyor. Bu projeler, üniversitenin sadece teorik bilgi üretmekle kalmayıp, aynı zamanda toplumsal ve çevresel sorunlara somut çözümler geliştirme konusundaki kararlılığını da gözler önüne seriyor.
Gençlerin yenilikçi fikirleri laboratuvardan sahaya iniyor
COP31'de kabul edilen 4 öğrenci projesi, gençlerin sürdürülebilirlik konusundaki duyarlılığını ve teknik yetkinliklerini kanıtlar nitelikte. Yağmur Demirol'un kampüs atık camlarını mikrodalga destekli yöntemlerle değerlendirerek ağır metal sensörü geliştirmesi, atık yönetimi konusunda çığır açıcı bir yaklaşım sunuyor. Mustafa Morsy'nin merkeziyetsiz BLE Mesh iletişimi kullanan akıllı şehir acil durum platformu ise teknoloji ve güvenliği birleştiriyor. Hacer Simnur Bayrak'ın cam geri dönüşümü üzerine çalışmaları ve Rabia Cengizhan'ın turizme entegre yerel pazarların rejeneratif katkısını inceleyen projesi, gençlerin yerel sorunlara küresel bakış açısıyla çözüm üretebildiğini gösteriyor. Bu projeler, öğrencilerin akademik danışmanları eşliğinde yürüttükleri disiplinli çalışmaların bir sonucu olarak, üniversitenin araştırma kapasitesinin ne kadar dinamik olduğunu kanıtlıyor.
Muğla'nın iklim direnci için yeni bir başlangıç: MİDUG
COP31 hazırlıkları, üniversite bünyesinde daha geniş kapsamlı bir girişimin de fitilini ateşledi. 5 Ekim 2026 tarihinde düzenlenen COP31 Çalıştayı, akademisyenleri, öğrencileri ve yerel paydaşları bir araya getirerek Muğla İklim Direnci ve Uyum Girişimi'nin (MİDUG) temellerini attı. Bu girişim, üniversitenin iklim değişikliğiyle mücadelesini geçici bir proje olmaktan çıkarıp, uzun vadeli ve sürdürülebilir bir yapıya kavuşturmayı amaçlıyor. MİDUG çatısı altında, bilimsel araştırmalar ve öğrenci projeleri yerel ihtiyaçlarla birleştirilerek Muğla'nın iklim değişikliğine karşı dayanıklılığının artırılması hedefleniyor. MSKÜ, bu süreci sadece uluslararası bir platformda yer almak olarak değil, aynı zamanda öğrencilerin araştırma süreçlerine aktif katılımını teşvik eden ve yeni bilimsel iş birliklerine kapı aralayan stratejik bir adım olarak değerlendiriyor. COP31, üniversitenin sürdürülebilirlik vizyonunu dünyaya duyurması için bir vitrin görevi görürken, elde edilecek sonuçların yerel kalkınma ve çevresel koruma politikalarına da yön vermesi bekleniyor.