Antalya'nın Alanya ilçesinde çarşı merkezinde yer alan 18 metrekarelik mütevazı bir dükkan, tam 28 yıldır değişmeyen bir tutkuya ev sahipliği yapıyor. 44 yaşındaki Bilal Baykara, çocukluk yıllarında öğretmenlerinin ayağındaki kunduralara duyduğu hayranlıkla adım attığı ayakkabı tamirciliği mesleğinde, bugün bölgenin en kıdemli isimlerinden biri haline geldi. İlkokul sıralarında başlayan bu merak, zamanla bir yaşam biçimine dönüştü ve Baykara'yı deri ürünlerin, valizlerin ve ayakkabıların dünyasında uzman bir zanaatkar yaptı. 1998 yılında kendi iş yerini açtığı günden bu yana aynı heyecanla tezgahının başına geçen Baykara, mesleğinin sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda korunması gereken bir sanat olduğunu vurguluyor. İstanbul Gedikpaşalı bir ustanın yanında geçirdiği üç yıllık çıraklık döneminde öğrendiği incelikleri, kendi el becerisiyle harmanlayan Baykara, bugün hala ilk günkü titizlikle hizmet vermeye devam ediyor.
Çocukluk hayallerinden doğan bir zanaat
Mesleğe başlama hikayesini anlatırken gözleri parlayan Baykara, o günleri şu sözlerle anımsıyor: İlkokul yıllarımda el becerim çevremdekiler tarafından fark edilmişti. Öğretmenlerimizin giydiği o şık kunduralar, benim için sadece bir ayakkabı değil, bir estetik anlayışıydı. Ailem ve öğretmenlerimin yönlendirmesiyle bu alana yöneldim. Ustamdan öğrendiğim her bir teknik, bugün dükkanımda yaptığım işin temelini oluşturuyor. 1998 yılında kendi dükkanımı açtığımda, aslında sadece bir iş yeri değil, bir hayali de gerçeğe dönüştürmüş oldum. Yıllar geçse de o günkü heyecanım hiç azalmadı. Ayakkabı tamirciliğinin yanı sıra çanta ve valiz gibi deri eşyaların onarımıyla da uğraşan Baykara, vatandaşların 'Bunu yapabilir misin?' diyerek getirdiği her türlü ürünü, elinden gelen en iyi şekilde onarmaya çalışıyor.
Mesleğin geleceği çıraksızlık tehdidi altında
Ancak bu köklü zanaatın geleceği, Baykara'nın en büyük endişe kaynağı haline gelmiş durumda. Günümüzde hazır giyim ve hızlı tüketim alışkanlıklarının yaygınlaşması, ayakkabı tamirciliğine olan ilgiyi azaltırken, genç nesillerin bu tür geleneksel mesleklere olan ilgisizliği de ustaları düşündürüyor. Birçok meslektaşının yaşlılık ve yorgunluk nedeniyle dükkanlarını kapatmak zorunda kaldığını belirten Baykara, kendisinin bu sanatın son temsilcilerinden biri olabileceği korkusunu taşıyor. Gençlerin farklı iş kollarına yönelmesi, geleneksel el sanatlarının devamlılığını tehlikeye atıyor. Baykara, bu durumu şu sözlerle özetliyor: Bizden sonra bu işi kim devralacak, hangi nesil bu bayrağı taşıyacak bilmiyoruz. Galiba biz bu işin son ustalarıyız. Bildiklerimizi aktaracak bir çırak bulamamak, mesleğin geleceği adına en büyük üzüntümüz.
Gençlere zanaat ve hobi çağrısı
Bilal Baykara, sadece bir usta olarak değil, aynı zamanda bir rehber olarak da gençlere sesleniyor. Ayakkabı tamirciliğinin sadece bir iş değil, zihni dinlendiren ve insana yeni bir bakış açısı kazandıran bir hobi olduğunu savunan Baykara, özellikle okul hayatında zorlanan veya kendini farklı alanlarda geliştirmek isteyen gençlerin bu tür geleneksel mesleklere yönlendirilmesi gerektiğini belirtiyor. Deriyle uğraşmanın, bir şeyler üretmenin ve ortaya somut bir eser koymanın insanı hayata bağladığını ifade eden usta, kapısının öğrenmek isteyen herkese açık olduğunu vurguluyor. Bize çırak gönderin, bildiğimiz her şeyi onlara öğretmeye hazırız diyen Baykara, bu sanatın kendisiyle birlikte sona ermemesi için elinden geleni yapmaya kararlı. Vatandaşlara da seslenmeyi ihmal etmeyen Baykara, 'Bizi unutmayın, biz sizi unutmadık' diyerek, tamir kültürünün yaşatılması için herkesi yerel zanaatkarlara sahip çıkmaya davet ediyor.