Osmaniye'nin Cumhuriyet Mahallesi'nde bulunan mütevazı bir dükkan, yarım asrı aşkın süredir değişmeyen bir ritme ev sahipliği yapıyor. Henüz çocuk yaşta, 13 yaşındayken eline aldığı iğne ve iplikle yorgancılık sanatına adım atan 67 yaşındaki Mehmet Doğanay, bugün 54 yıllık tecrübesiyle mesleğinin son temsilcilerinden biri olarak ayakta kalmaya çalışıyor. Sadece 10 metrekarelik bir alanda, pamuğun doğallığını ve el emeğinin kıymetini ilmek ilmek işleyen Doğanay, ömrünün büyük bir kısmını bu küçük dükkanın duvarları arasında geçirdi.
Dört evladın geleceği bu tezgahlarda kuruldu
Mehmet Doğanay için yorgancılık sadece bir geçim kaynağı değil, aynı zamanda dört çocuğunun geleceğini inşa ettiği bir temel oldu. Yıllar boyunca döktüğü alın teri, çocuklarının büyümesine, eğitim almasına ve nihayetinde kendi yuvalarını kurmalarına vesile oldu. Mesleğine duyduğu derin bağlılığı her fırsatta dile getiren Doğanay, bu zanaat sayesinde evine ekmek götürmenin ve çocuklarını hayata hazırlamanın huzurunu taşıyor. Bugün hala aynı dükkanda çalışmaya devam eden usta, mesleğinin kendisine sağladığı imkanlardan dolayı minnettar olduğunu ifade ediyor.
Teknolojinin gölgesinde kaybolan el emeği
Ancak bu kadim mesleğin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Teknolojinin hızla gelişmesi ve hazır üretim ürünlerin piyasayı ele geçirmesi, el emeği yorgancılığa olan ilgiyi her geçen gün azaltıyor. Doğanay, hazır ürünlerin yaygınlaşmasıyla birlikte insanların pamuğun sunduğu o doğal rahatlıktan uzaklaştığını gözlemliyor. Hazır yorganların aksine, pamuğun terletmeyen ve sağlıklı yapısının yerini hiçbir modern ürünün tutamayacağına inanan usta, el emeğinin değerinin unutulmasından dolayı büyük bir üzüntü duyuyor.
Gelecek kuşaklar mesleğe mesafeli
Mesleğin geleceği konusunda oldukça karamsar olan Mehmet Doğanay, genç nesillerin bu zanaata karşı ilgisizliğinden yakınıyor. Günümüzde gençlerin yorgancılığı bir meslek olarak görmediğini ve bu işi yapmaya yanaşmadığını belirten Doğanay, maddi teklifler sunulsa dahi çırak bulmanın neredeyse imkansız hale geldiğini vurguluyor. Kendisinden sonra bu mesleği sürdürecek kimsenin kalmayacağını düşünen usta, yorgancılığın yavaş yavaş tarih sahnesinden silinmesine tanıklık etmenin burukluğunu yaşıyor. Yine de o, son ana kadar iğnesini elinden bırakmadan, pamuğu ilmeklerle buluşturmaya ve bu kadim geleneği yaşatmaya devam ediyor.