Ordu Üniversitesi Cumhuriyet Yerleşkesi, geçtiğimiz günlerde oldukça anlamlı ve duygusal anlara sahne oldu. İsrail'in Gazze'de başlattığı ve üç yıldır devam eden soykırımın yıl dönümü vesilesiyle, üniversite öğrencileri ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri bir araya gelerek küresel vicdanın sesi oldular. Kampüs içerisinde toplanan kalabalık grup, sadece Filistin'de yaşanan acılara değil, aynı zamanda Doğu Türkistan'daki baskı ve hak ihlallerine de dikkat çekmek için bir yürüyüş düzenledi.
Kampüste yükselen ortak ses
Etkinlik, katılımcıların derin bir saygı duruşuyla başladı. Ardından hep bir ağızdan okunan İstiklal Marşı ile milli birlik vurgusu yapıldı. Kur'an-ı Kerim tilavetiyle manevi bir atmosferin oluştuğu programda, katılımcılar ellerinde taşıdıkları Filistin bayrakları ve çeşitli dövizlerle sessiz kalmayacaklarını haykırdılar. Kampüsün farklı noktalarından geçen topluluk, sloganlar eşliğinde yürüyüşlerini sürdürürken, hayatını kaybeden masum siviller için dualar edildi. Bu yürüyüş, sadece bir protesto değil, aynı zamanda insani değerlerin savunulması adına atılmış kararlı bir adım olarak kayıtlara geçti.
Gençlerden özgürlük vurgusu
Programın en dikkat çekici anlarından biri, katılımcılar adına yapılan basın açıklamasıydı. Okan Acun tarafından okunan metinde, dünyanın gözü önünde yaşanan insanlık dramına karşı sessiz kalmanın vicdani bir sorumluluk olduğu vurgulandı. Acun, Filistin'de kadınların, çocukların ve yaşlıların temel yaşam haklarından mahrum bırakıldığını hatırlatarak, bu zulmün artık sona ermesi gerektiğini belirtti. Aynı zamanda Doğu Türkistan'daki kardeşlerinin maruz kaldığı kültürel ve inançsal baskılara da değinen Acun, bir milletin kimliğine yönelik saldırıların kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Evrensel değerlerin savunuculuğu
Konuşmasında üniversiteli gençlerin duruşuna özel bir parantez açan Okan Acun, özgürlük kavramının evrenselliğine dikkat çekti. Özgürlüğün sadece belirli bir kesim için değil, tüm insanlık için istendiğinde gerçek bir anlam kazandığını belirten Acun, bu mücadelenin bir parçası olmaktan duydukları sorumluluğu dile getirdi. Akademisyenlerin de yoğun destek verdiği bu anlamlı yürüyüş, üniversite gençliğinin küresel sorunlara karşı ne kadar duyarlı olduğunu bir kez daha gözler önüne serdi. Etkinlik, katılımcıların barış ve adalet taleplerini yineleyen dualarıyla huzurlu bir şekilde sona erdi.