Van'ın kalbinde, ahşabın ve tellerin uyumuyla şekillenen bir sanat dalı, Tevhid Topal'ın atölyesinde yarım asra yaklaşan bir gelenekle yaşatılıyor. Günümüzün hızlı tüketim alışkanlıklarına inat, özenle işlenen her bir bağlama, sadece bir müzik aleti değil, aynı zamanda nesilden nesile aktarılan bir miras niteliği taşıyor. Topal, 1979 yılında Erzurum'da babası Aşık Dermani olarak tanınan İbrahim Topal'ın yanında başladığı bu kadim yolculuğu, 1992 yılından bu yana Van'daki atölyesinde sürdürüyor. Sadece enstrüman üretmekle kalmayan usta, aynı zamanda bağlama çalarak bu sanatın tüm inceliklerini genç kuşaklara aktarmaya gayret ediyor.
Seri üretime karşı el emeğinin zaferi
Seri üretimin hakim olduğu günümüz piyasasında, birçok enstrümanın kısa sürede ömrünü tamamladığını vurgulayan Tevhid Topal, kendi atölyesinden çıkan eserlerin dayanıklılığıyla öne çıktığını ifade ediyor. Seri üretilen bağlamaları genellikle kullan-at mantığıyla değerlendiren Topal, bu tür enstrümanların ömrünün taş çatlasın iki veya üç yıl sürdüğünü belirtiyor. Oysa kendi elleriyle, büyük bir titizlikle hazırladığı bağlamalar, aradan geçen otuz yıla rağmen hala müzisyenlerin elinde tınısını korumaya devam ediyor. Usta, yıllar önce teslim ettiği enstrümanların bakım için kendisine geri getirilmesinin, yaptığı işin kalitesinin en büyük kanıtı olduğunu dile getiriyor.
Geçmişten gelen bir sadakat ve aşk
Tevhid Topal'ın atölyesi, sadece Van'dan değil, çevre il ve ilçelerden, hatta zaman zaman yurt dışından gelen yoğun siparişlerle hareketleniyor. Ancak usta için bu işin ticari boyutundan ziyade, mesleğe duyulan tutku ve sadakat ön planda yer alıyor. Gençlerin günümüzde daha çok kazanç odaklı mesleklere yöneldiğini gözlemleyen Topal, kendi dönemindeki ustalık anlayışının tamamen farklı olduğunu vurguluyor. O dönemde bir meslek edinmenin, hayatın merkezine o sanatı koymak anlamına geldiğini belirten usta, başka bir arayışa girmeden, sadece işlerini aşkla yaparak bugünlere geldiklerini ifade ediyor.
Gelecek nesillere aktarılan bir miras
Bugüne kadar çok sayıda öğrenci yetiştiren ve çıraklarını usta olarak uğurlayan Tevhid Topal, bağlama yapımının sadece teknik bir süreç değil, aynı zamanda bir sabır ve gönül işi olduğunu savunuyor. Gençlerin kolay yoldan kazanç elde etme arzularını anlayışla karşılasa da, sanatın ve zanaatın ancak büyük bir özveriyle yaşatılabileceğini hatırlatıyor. Topal'ın atölyesinde üretilen her bir bağlama, sadece bir müzik aleti değil, aynı zamanda bir ustanın hayatı boyunca biriktirdiği tecrübenin ve sanata olan derin bağlılığının somut bir yansıması olarak varlığını sürdürüyor. Yıllar sonra bakıma gelen o eski bağlamalar, ustanın elinden çıkan her bir parçanın aslında ne kadar uzun ömürlü bir hikayeye sahip olduğunu kanıtlıyor.