Türkiye, şehir yönetiminde köklü bir değişimin kapısını aralıyor. Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından titizlikle hazırlanan ve Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 2030 Ulusal Akıllı Şehirler Stratejisi ve Eylem Planı, modern şehircilik anlayışını teknolojiyle yeniden tanımlıyor. Bakan Murat Kurum'un duyurduğu bu kapsamlı yol haritası, sadece bir teknoloji güncellemesi değil, aynı zamanda yerel yönetimlerin kaynaklarını daha verimli kullanmasını sağlayacak stratejik bir dönüşüm hamlesi olarak öne çıkıyor. 2020-2023 yılları arasında elde edilen kurumsal tecrübenin üzerine inşa edilen bu yeni dönem, yapay zeka, büyük veri ve dijital ikiz gibi ileri teknolojileri merkeze alarak şehirleri daha dirençli ve sürdürülebilir kılmayı amaçlıyor.
Dijital yönetim merkezleri ile kesintisiz hizmet
Eylem planının en çarpıcı hedeflerinden biri, 2029 yılına kadar tüm illerde kurulması planlanan Dijital Şehir Yönetim Merkezleri olarak dikkat çekiyor. Bu merkezler sayesinde trafik akışından çevre temizliğine kadar pek çok belediye hizmeti, tek bir noktadan anlık olarak takip edilebilecek. Bakanlık bünyesindeki Ulusal Akıllı Şehir Merkezi'nin koordinasyonunda çalışacak bu sistem, kurumlar arasındaki kopukluğu gidererek kaynak israfının önüne geçmeyi hedefliyor. 2026 sonuna kadar 81 ilin tamamında kendi akıllı şehir stratejilerini oluşturması zorunlu tutulurken, her belediyede bu süreci yönetecek özel birimlerin kurulması planlanıyor. 2027 yılı itibarıyla büyükşehirlerin ardından 187 ilçe belediyesinin de sürece dahil edilmesiyle, dijitalleşme dalgası tüm ülkeye yayılacak.
Yerli teknoloji ve küresel rekabet gücü
Stratejinin bir diğer önemli ayağını ise yerli üretim şartı oluşturuyor. 2030 yılına gelindiğinde, akıllı şehir teknolojilerinde en az yüzde 80 oranında yerli üretim zorunluluğu aranacak. Bu hedef, Türkiye'nin teknoloji alanındaki dışa bağımlılığını azaltırken, yerli girişimcilerin dünya pazarında rekabet edebilecek seviyeye gelmesini destekleyecek. Sektörde dünya ile yarışacak 500 girişimci şirketin desteklenmesi ve Akıllı Şehir Kanunu'nun yürürlüğe girmesiyle birlikte, Türkiye'nin bu alandaki birikimini Türk Devletleri Teşkilatı başta olmak üzere yakın coğrafyadaki ülkelere ihraç etmesi hedefleniyor. Şehirlerin teknoloji çöplüğüne dönüşmemesi için ise sadece vatandaşa doğrudan fayda sağlayan, fizibilite raporları onaylanmış çözümlerin uygulanmasına izin verilecek.
Afetlere karşı akıllı bölgeler dönemi
Kentsel dönüşüm ve afet yönetimi, yeni stratejinin en kritik başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. TOKİ tarafından yürütülen konut projeleri ve kentsel dönüşüm çalışmaları, artık akıllı bölgeler yaklaşımıyla bütünleştirilecek. Bu yeni yaşam alanları, yeşil enerjiyle çalışacak şekilde tasarlanırken, su ve enerji kayıplarını anlık olarak tespit eden sensörlerle donatılacak. Erken uyarı ve kriz anı yönetim mekanizmaları sayesinde afetlere karşı hazırlık seviyesi en üst düzeye çıkarılacak. Sokaktaki vatandaşın günlük yaşamını kolaylaştıracak uygulamalar arasında ise doluluk oranına göre rota çizen atık toplama araçları ve enerji tasarrufu sağlayan akıllı sokak aydınlatmaları yer alıyor. Vatandaşlar, mobil uygulamalar üzerinden mahallelerindeki sorunları doğrudan ilgili birimlere ileterek, şehir yönetim süreçlerine aktif bir şekilde katılım sağlayabilecekler.