Erzurum'da yaşayan 54 yaşındaki emekli Ali Ekiz ve 52 yaşındaki ev hanımı eşi Firget Ekiz, tam otuz yıl süren evliliklerinde tarifsiz bir acı ve büyük bir özlemle mücadele ettiler. Çiftin çocuk sahibi olma arzusu, ne yazık ki her seferinde hüsranla sonuçlandı. Yaşadıkları sağlık sorunları ve tıbbi zorluklar nedeniyle sekiz bebeklerini henüz anne karnındayken veya doğumdan kısa süre sonra kaybetmenin derin üzüntüsünü yaşadılar. Yıllar süren tedavi süreçleri, doktor kontrolleri ve umut dolu bekleyişler, her defasında yerini derin bir sessizliğe bıraktı. Ancak bu çift, yaşadıkları tüm kayıplara rağmen hayata küsmek yerine, sevgilerini paylaşacakları bir çocuğa kavuşma hayalinden asla vazgeçmediler.
Yeniden doğan umutlar ve koruyucu aile adımı
2024 yılı, Ekiz çifti için hayatlarının dönüm noktası oldu. Çocuk sahibi olma konusundaki kararlılıklarını, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü'ne yaptıkları koruyucu aile başvurusuyla somut bir adıma dönüştürdüler. Yapılan titiz değerlendirmeler ve yasal süreçlerin ardından, henüz 1,5 yaşındayken kucaklarına aldıkları Ecrin Su, sessizliğe gömülen evlerine adeta bir güneş gibi doğdu. Bugün üç yaşına basan Ecrin Su, çiftin hayatındaki boşluğu doldururken, onların da en büyük mutluluk kaynağı haline geldi. Ali Ekiz, yaşadıkları bu süreci anlatırken, koruyucu aile olmanın sadece bir çocuğun hayatına dokunmak değil, aynı zamanda kendi hayatlarını da yeniden anlamlandırmak olduğunu vurguluyor.
Evlat sevgisinin tarifi yok
Ali Ekiz, koruyucu aile olmayı düşünen ancak tereddüt yaşayan diğer ailelere seslenerek, bu kararın hayatlarında aldıkları en doğru karar olduğunu belirtiyor. Kendi öz evlatları olmamasına rağmen, Ecrin Su'yu ilk günden itibaren bir parçaları olarak gördüklerini ifade eden Ekiz, aralarındaki bağın biyolojik bir bağdan farksız olduğunu dile getiriyor. Evin neşesinin geri gelmesinin, 30 yıllık bir bekleyişin ardından gelen en büyük ödül olduğunu söyleyen baba, Aile ve Sosyal Hizmetler İl Müdürlüğü ekiplerine de süreçteki destekleri için minnettar olduklarını belirtiyor. Ona göre, bir çocuğun aileye, bir ailenin de çocuğun neşesine olan ihtiyacı, hayatın en temel dengelerinden biri.
Hayatın anlamı bir çocuğun gülüşünde saklı
Firget Ekiz ise yaşadığı tüm acıların, Ecrin Su'nun varlığıyla hafiflediğini ifade ediyor. Yıllarca gördüğü tedavilerin sonuçsuz kalmasının ardından, kaderin onları Ecrin Su ile birleştirdiğine inanıyor. Eş dost ve akrabalarının da büyük bir sevgiyle kucak açtığı küçük kız, ailenin tüm fertleri için bir neşe kaynağı olmuş durumda. Firget Hanım, bir çocuğun hayatına dokunmanın, dünyadaki en kıymetli eylemlerden biri olduğunu vurgularken, Ecrin Su'nun geleceği için şimdiden planlar yapıyor. Okul çağına geldiğinde onun eğitimine ve gelişimine en iyi şekilde destek olmayı hedefleyen anne, koruyucu aile olmanın getirdiği sorumluluğu büyük bir aşkla üstleniyor. Ekiz çiftinin hikayesi, sevginin biyolojik bağlardan çok daha öte bir kavram olduğunu ve bir çocuğun hayatını değiştirmenin aslında kendi hayatını da kurtarmak anlamına geldiğini tüm topluma bir kez daha hatırlatıyor.