Sinop Üniversitesi kampüsü, 7 Ekim Aksa Tufanı'nın yıl dönümünde oldukça duygusal ve düşündürücü bir protestoya ev sahipliği yaptı. Türkiye Gençlik Vakfı (TÜGVA) Sinop Şubesi ve Yeniler Öğrenci Kulübü tarafından organize edilen etkinlikte, Gazze'de yaşanan insani trajediye dikkat çekmek amacıyla kampüsün merkezine sembolik boş okul sıraları yerleştirildi. İsrail'in bölgedeki saldırılarında yaşamını yitiren Filistinli öğrencilerin isimlerinin ve bilgilerinin iliştirildiği bu sıralar, eğitim hakkı elinden alınan binlerce gencin yarım kalan hayallerini temsil ediyordu. Öğrenci Yaşam Merkezi önünde toplanan kalabalık, yaşanan yıkımın sadece fiziksel değil, aynı zamanda bir neslin geleceğine yönelik olduğunu vurguladı.
Eğitim yuvalarından yükselen sessiz çığlık
Programın açılışı, Kur'an-ı Kerim tilavetiyle gerçekleştirildi. Ardından basın açıklamasını okuyan TÜGVA Sinop Üniversitesi Koordinatörü ve Öğretim Görevlisi Yusuf Arslan, Filistin meselesinin sadece 7 Ekim 2023 tarihiyle sınırlandırılamayacağını, meselenin 1948 Nekbe'den bu yana süregelen sistematik bir işgal ve soykırım politikası olduğunu belirtti. Arslan, Gazze'deki hastanelerin, kütüphanelerin ve dersliklerin hedef alınmasının, bölgedeki eğitim hayatını tamamen felç ettiğini ifade etti. Bizler burada güvenli bir şekilde derslerimize girerken, Gazze'deki yaşıtlarımızın enkaz altında hayatta kalma mücadelesi verdiğini hatırlatan Arslan, bu boş sıraların sadece birer dekor değil, yok edilen bir geleceğin ve susturulan gençlerin sessiz tanıkları olduğunu dile getirdi.
Uluslararası sessizliğe karşı vicdan çağrısı
Konuşmasında uluslararası toplumun ve Batılı hükümetlerin tutumunu sert bir dille eleştiren Yusuf Arslan, mevcut küresel kurumların siyonist rejimin vahşeti karşısında tamamen iflas ettiğini savundu. İnsan hakları beyannamelerinin ve savaş hukukunun kağıt üzerinde kaldığını belirten Arslan, bu vahşeti görmezden gelenlerin tarihe kara bir leke olarak geçeceğini vurguladı. Ancak devletlerin menfaat hesaplarının ötesinde, dünyanın dört bir yanında ayağa kalkan vicdan sahibi halkların ve üniversite gençliğinin sarsılmaz bir adalet arayışı olduğunu belirtti. Arslan, Türkiye'nin en kuzeyinden, Sinop'tan tüm dünyaya seslenerek, Filistin davasının sadece Filistinlilerin değil, insan onurunu savunan herkesin ortak sorumluluğu olduğunu yineledi.
Boykot bir tercih değil ahlaki sorumluluktur
Etkinliğin sonunda ekonomik, akademik ve kültürel boykot çağrısı yapan Arslan, zulme ortak olmamak adına her bireyin üzerine düşen somut sorumluluklar olduğunu belirtti. Filistinli bir çocuğun yaşam hakkını savunmak için aynı dili konuşmanın veya aynı inanca sahip olmanın gerekmediğini, sadece insan olmanın yeterli olduğunu vurgulayan Arslan, zulmün normalleştirilmesine asla izin vermeyeceklerini ifade etti. Sinop Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Şakir Taşdemir'in de katılım sağladığı program, Gazze'de hayatını kaybedenler ve bölgedeki mazlumlar için edilen dualarla sona erdi. Katılımcılar, boş sıraların başında bir süre bekleyerek, eğitim hakkı elinden alınan tüm öğrenciler için dayanışma mesajı verdi.