Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Hatay'ın Antakya ilçesinde yaşamları tamamen değişen 52 yaşındaki Semra Özbay ve 25 yaşındaki oğlu Barış Özbay, Gazi Mahallesi'ndeki müstakil evlerinde kendilerine has bir düzen kurdular. Depremin yıkıcı etkileriyle hem evlerini hem de yakınlarını kaybeden aile, üç yıldır süregelen zorlu bir yaşam mücadelesi veriyor. Bu süreçte üniversite eğitimini yarıda bırakan ve dış dünyayla bağını kopararak sanal aleme sığınan Barış Özbay, yaşadığı bu değişimle Türkiye'nin gündemine gelmişti. Genç adamın hayatı, yaşadığı travmaların ardından tamamen dijital ekranlar ve kendi iç dünyası etrafında şekillenmeye başladı.
Sanal dünyanın ötesinde sessiz bir bekleyiş
Barış Özbay'ın günlük rutini, dışarıdan bakanlar için oldukça kısıtlı ve durağan bir yapıda ilerliyor. Telefonunun şarjı bittiğinde veya internete erişemediğinde saatlerce duvarı izleyerek zaman geçirdiğini belirten Özbay, bu durumu bir eksiklik olarak değil, kendi tercihi olarak tanımlıyor. Bahçedeki kedilerle vakit geçirmek ve temel ihtiyaçlarını karşılamak dışında herhangi bir sosyal beklentisi bulunmayan genç adam, kendisine yöneltilen yardım tekliflerini de kesin bir dille reddediyor. Üzerinde Almanca olarak 'Ben artık iflah olmam' yazılı bir tişörtle görüntülenen Özbay, bu tercihiyle aslında çevresindekilere net bir mesaj veriyor. Kendi ifadesiyle, o, mevcut durumundan oldukça memnun ve hayatına dışarıdan bir müdahale yapılmasını istemiyor.
Anne Özbay'ın zorlu kabullenişi
Oğlunun yaşadığı bu derin değişimi gözlemleyen anne Semra Özbay ise artık bir kabulleniş evresine girmiş durumda. Geçmişte oğlunu hastaneye yatırarak tedavi sürecine girmesini sağlayan ve üç ay boyunca olumlu gelişmeler gözlemleyen anne, sürecin sonunda Barış'ın eski alışkanlıklarına geri dönmesine engel olamadı. Oğlunun kişisel bakım alışkanlıklarından sosyal etkileşimlerine kadar pek çok konuda değişim gösterdiğini belirten Semra Hanım, artık Barış'ın yalnız kalma isteğine saygı duyuyor. Eskiden evde birlikte vakit geçirmeyi tercih eden oğlunun, şimdilerde kendisini evden göndermek istediğini ifade eden anne, bu durumu bir anne olarak dertleşme isteğinin geri çevrilmesiyle birlikte hüzünle karşılıyor.
Kendi kurallarıyla örülü bir yaşam
Barış Özbay'ın yaşam tarzı, sadece dijital bağımlılıkla sınırlı kalmıyor; aynı zamanda kendi kurallarını koyduğu izole bir alanı da kapsıyor. İlaçlarını düzenli kullanması gereken genç adam, ağrı kesiciler sayesinde hareket edebildiğini ve günün geri kalanını uyku ile telefon arasında geçirdiğini belirtiyor. Annesiyle zaman zaman kahve içip sohbet etse de, bu etkileşimlerin kısa süreli olmasını tercih ediyor. Anne Semra Özbay, oğlunun bu tercihlerine karşı artık daha temkinli yaklaşıyor. 'Oğlum hayatından memnunsa ben de memnunum' diyerek durumu kabullenen anne, oğlunun kendi dünyasında kalmasına izin vererek, onunla olan ilişkisini bu yeni sınırlar içerisinde sürdürmeye çalışıyor. Barış'ın bilgisayarının bozuk olması nedeniyle sadece telefonla vakit geçirebildiği bu süreç, ailenin evdeki sessiz ve rutin yaşamının bir parçası haline gelmiş durumda.