Havadis | Yaşam | Toprağa dokunan kadınların kolektif gücü: 18 dönümlük alanda kış bereketi

Toprağa dokunan kadınların kolektif gücü: 18 dönümlük alanda kış bereketi

Diyarbakır'da 14 kadının bir araya gelerek oluşturduğu Kadın Komün Kent Bostanı'nda yaz mevsiminin ardından kışlık üretim dönemi başladı. Ortak kararlarla yönetilen bu özel alanda kadınlar, hem toprağı işliyor hem de dayanışmanın gücünü sofralarına taşıyor.

Diyarbakır'da 14 kadının bir araya gelerek oluşturduğu Kadın Komün Kent Bostanı'nda yaz mevsiminin ardından kışlık üretim dönemi başladı. Ortak kararlarla yönetilen bu özel alanda kadınlar, hem toprağı işliyor hem de dayanışmanın gücünü sofralarına taşıyor.

Toprağa dokunan kadınların kolektif gücü: 18 dönümlük alanda kış bereketi
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Diyarbakır'ın Kayapınar ilçesinde bulunan Talaytepe mevkiindeki Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı yerleşkesi, son dönemde alışılagelmişin dışında bir dayanışma hikayesine ev sahipliği yapıyor. Yaz boyunca 18 dönümlük geniş bir arazide ter döken 14 kadın, mevsimin değişmesiyle birlikte kışlık ürünleri toprakla buluşturmak için yeniden bir araya geldi. Kadın Politikaları Dairesi Başkanlığı ile Kırsal Hizmetler Dairesi Başkanlığı'nın ortaklaşa yürüttüğü bu proje, sadece bir tarımsal üretim alanı değil, aynı zamanda kadınların kolektif karar alma mekanizmalarını işlettikleri bir yaşam alanı olarak öne çıkıyor. Yazlık ürünlerin hasadının ardından vakit kaybetmeden kışlık hazırlıklara başlayan üretici kadınlar, yerel tohumların korunması ve desteklenmesi amacıyla özel olarak yetiştirilen fideleri büyük bir titizlikle dikti.

Ortak kararlar ve kolektif üretim bilinci

Kadınların sadece üretim sürecinde değil, bostanın yönetimi ve planlanması gibi tüm aşamalarda söz sahibi olması projenin en dikkat çekici yönünü oluşturuyor. Kadın Politikaları Dairesi Başkanı Özden Gürbüz Sümer, bu 14 kişilik grubun bostanın kullanımından hangi ürünlerin ekileceğine kadar her kararı ortaklaşa aldığını vurguluyor. Belediye tarafından teknik destek, malzeme ve fide temini sağlansa da, asıl emeğin ve kararın kadınlara ait olması, projenin sürdürülebilirliğini ve başarısını artırıyor. Sümer, bu alanın kadınlar için sadece bir tarım sahası olmadığını, aynı zamanda toplumsal cinsiyet, dayanışma ve şiddetle mücadele gibi konularda farkındalık eğitimlerinin verildiği bir merkez olduğunu belirtiyor. Kadınlar burada sadece sebze yetiştirmiyor, aynı zamanda toprak bilgisi ve tohum saklama gibi geleneksel yöntemleri de öğrenerek birbirlerine aktarıyorlar.

Sofralara taşınan emeğin bereketi

Bostanda yürütülen çalışmaların meyveleri, kadınların evlerine ve sofralarına doğrudan yansıyor. Yaz döneminde elde edilen ürünlerin bir kısmı ailelerin kendi ihtiyaçları için kullanılırken, bir kısmı turşu ve kışlık hazırlıklar için değerlendirildi. Kalan ürünler ise kadınların çevrelerinde satışa sunularak küçük çaplı bir ekonomik katkı sağladı. Gelecek dönemde bu üretimin daha geniş kitlelere ulaşması için Hamravat Sosyal Tesisi'nde özel bir satış ve sergileme alanı oluşturulması planlanıyor. Bu sayede bostanda üretilen sebzelerin yanı sıra tıbbi ve aromatik bitkiler, kurutulmuş ürünler ve turşular gibi kadın emeğiyle hazırlanan pek çok ürün halkla buluşacak. Bostan sorumlusu Gülistan Filiz, yaklaşık dört buçuk aydır süren bu sürecin kadınlar üzerinde yarattığı sosyal ve psikolojik iyileşmeye dikkat çekiyor. Kışlık dönemde ise beyaz lahana, marul, brokoli, karnabahar, pazı, turp, ıspanak, kırmızı pancar, arpacık soğan, şeker pancarı, reyhan ve sarımsak gibi zengin bir çeşitlilik toprakla buluşturuldu.

Dayanışma yorgunluğu unutturuyor

Üretici kadınlardan Melek Acemoğlu, bostandaki çalışmanın kendileri için bir terapi niteliğinde olduğunu ifade ediyor. Birlikte çalışmanın, deneyimleri paylaşmanın ve ürünleri hasat etmenin verdiği mutluluğun yorgunluktan çok daha ağır bastığını dile getiren Acemoğlu, kendi elleriyle yetiştirdikleri ürünleri sofraya koymanın manevi hazzını şu sözlerle özetliyor: Buraya gelip bakımını yaptığımızda fiziksel olarak yoruluyoruz ancak ürünleri eve götürüp soframıza koyduğumuzda o yorgunluktan eser kalmıyor. Hem maddi hem de manevi anlamda bu alan biz kadınlara çok iyi geldi. Birbirimizle kurduğumuz bu dayanışma bağı, sadece toprağı değil, hayatımızı da güzelleştiriyor. Kadınların bu kolektif çabası, yerel üretimin desteklenmesinin yanı sıra toplumsal dayanışmanın en somut ve en bereketli örneklerinden biri olarak Diyarbakır'da büyümeye devam ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız