Manisa'nın Şehzadeler ilçesine bağlı Karaoğlanlı Mahallesi'nde, zamanın hızla akıp gittiği günümüzde unutulmaya yüz tutmuş bir dayanışma örneği sergileniyor. Çocukluk arkadaşı olan 60 ile 80 yaş arasındaki 11 kadın, annelerinden ve ninelerinden devraldıkları Ramazan yufkası açma geleneğini, yaklaşık 50 yıldır aynı kararlılıkla sürdürüyor. Kış ayları yaklaşırken bahçelerde kurulan odun ateşleri, sadece bir yemek hazırlığına değil, aynı zamanda mahalle kültürünün en saf halinin korunmasına da ev sahipliği yapıyor. Ancak bu köklü geleneğin son temsilcileri, kendilerinden sonra bu meşaleyi devralacak kimsenin kalmamasından dolayı derin bir endişe taşıyor.
İmece usulüyle geleneksel lezzet yolculuğu
Her yıl Ramazan ayı öncesinde, belirlenen bir evin bahçesinde bir araya gelen bu fedakar kadınlar, kış hazırlıklarının son halkası olan yufka yapımını büyük bir titizlikle gerçekleştiriyor. Malzemelerin sırayla temin edildiği bu süreçte, hamurlar maharetli ellerde incecik yufkalara dönüşüyor. Bahçede kurulan odun ateşinin başında adeta bir fabrika düzeniyle çalışan kadınlar, iş bölümünü kusursuz bir şekilde yürütüyor. Kimisi hamuru açarken, bir kişi pişirme görevini üstleniyor, bir diğeri ise pişen yufkaları özenle istifliyor. Yorulanlar, kenarda bekleyen arkadaşlarıyla yer değiştirerek çalışmaya devam ediyor. Bu dayanışma, sadece bir yiyecek hazırlığı değil, aynı zamanda yılların getirdiği dostlukların pekiştiği bir sosyal etkileşim alanı olarak öne çıkıyor.
Sahur sofralarının vazgeçilmez tadı
Bu özel yufkalar, özellikle Ramazan ayında sahur sofralarının baş tacı olarak tüketiliyor. 62 yaşındaki Sebiha İnan, bu geleneğin kendileri için sadece bir yemek değil, bir yaşam biçimi olduğunu vurguluyor. İnan, kışlık biber ve domates kurutma, tarhana yapımı gibi tüm hazırlıkların tamamlandığını, Ramazan yufkasının ise bu sürecin en kıymetli finali olduğunu belirtiyor. Sahurda tüketilen bu yufkaların, hazır gıdalardan uzak, tamamen doğal ve el emeğiyle üretilmiş olması, mahalle sakinleri için ayrı bir önem taşıyor. Kadınlar, odun ateşinde pişirilen bu yufkaların lezzetinin, modern mutfak aletlerinde yapılanlardan çok daha farklı olduğunu ifade ediyor.
Gelecek nesillere aktarılamayan bir miras
Ancak bu güzel geleneğin üzerinde kara bulutlar dolaşıyor. Sebiha İnan, çocukluğundan beri annesiyle birlikte bu yufkaları açtığını, ancak günümüz gençliğinin bu sürece dahil olmadığını üzülerek dile getiriyor. Değişen yaşam koşulları, eğitim süreçleri ve iş hayatının yoğunluğu, gençlerin bu tür geleneksel uğraşlara vakit ayırmasını zorlaştırıyor. İnan, çocukluk arkadaşlarıyla birlikte yıllardır yaşattıkları bu kültürün, kendilerinden sonra nasıl devam edeceğini veya tamamen yok olup gitmeyeceğini merak ettiklerini belirtiyor. Karaoğlanlı Mahallesi'ndeki bu 11 kadın, sadece yufka açmıyor; aynı zamanda bir dönemin son temsilcileri olarak, kaybolan mahalle kültürünün ve dayanışma ruhunun son kırıntılarını korumaya çalışıyor.