Gaziantep'in Oğuzeli ilçesinde, zamanın hızına inatla direnen tarihi bir yapının içinde, Mustafa Ayaslan her sabah aynı ritüelle güne başlıyor. Henüz yedi yaşındayken babasının yanında adım attığı değirmencilik mesleğinde tam 47 yılı geride bırakan Ayaslan, bugün artık unutulmaya yüz tutmuş bir zanaatın son temsilcisi konumunda bulunuyor. Dededen babaya, babadan da kendisine miras kalan bu kadim meslek, modern dünyanın getirdiği fabrikasyon üretim süreçleri karşısında her geçen gün biraz daha yalnızlaşıyor.
Tarihi çarklar teknolojiye karşı dönüyor
Ayaslan, 1960'lı yıllardan günümüze ulaşan bu tarihi değirmenin çarklarını döndürmeye devam ederken, aslında sadece buğday öğütmüyor; aynı zamanda bir kültürün yok olmaması için çaba sarf ediyor. Vatandaşların tarlalarından büyük bir özenle getirip yıkadıkları buğdayları, geleneksel yöntemlerle kepekli una dönüştüren Ayaslan, aynı zamanda hayvan yemi hazırlayarak bölge halkının ihtiyaçlarına yanıt veriyor. Teknolojinin sunduğu kolaylıklar karşısında ağır çalışma şartlarını göğüsleyen Ayaslan, buğdayın en doğal halini sofralara ulaştırmanın sorumluluğunu taşıyor.
Zanaatın sonu neden kaçınılmaz görünüyor
Mesleğin geleceğine dair derin bir karamsarlık taşıyan Mustafa Ayaslan, değirmenciliğin artık yeni nesiller tarafından tercih edilmediğini üzülerek ifade ediyor. Gençlerin daha kolay ve konforlu iş alanlarına yönelmesi, bu ağır ve zahmetli zanaatın çırak bulamamasına neden oluyor. Ayaslan, kendi oğlu dahil olmak üzere kimsenin bu meşakkatli işi devralmak istemediğini, dolayısıyla kendisinden sonra bu değirmenin kapısına kilit vurulacağını belirtiyor. Bedensel yorgunluğun yanı sıra, fabrikaların seri üretim kapasitesiyle rekabet etmenin imkansızlığı, mesleğin bitişini hızlandıran en önemli faktörler arasında yer alıyor.
Kırsalın geleneksel lezzet arayışı sürüyor
Tüm zorluklara ve mesleğin sona yaklaşmasına rağmen, Oğuzeli ve çevresindeki köylerden gelen sadık müşteriler, Ayaslan'ın değirmenine olan ilgilerini sürdürüyor. Kendi ürettikleri buğdayı fabrikasyon un yerine geleneksel yöntemlerle öğütmeyi tercih eden vatandaşlar, 20, 50 veya 100 kilogramlık çuvallarla değirmenin yolunu tutuyor. Kilogram başına alınan 3 TL'lik ücretle sürdürülen bu hizmet, aslında sadece bir ticaret değil, aynı zamanda yerel bir dayanışma örneği olarak dikkat çekiyor. Ancak Ayaslan, bu ilginin mesleği kurtarmaya yetmeyeceğinin ve bu tarihi değirmenin bir gün sessizliğe gömüleceğinin bilinciyle, her bir öğütme işlemini bir veda gibi gerçekleştiriyor.