Havadis | Yaşam | Zamanın ruhunu taşıyan mekanik ustası: Dijital çağda kaybolan bir sanatın son temsilcisi

Zamanın ruhunu taşıyan mekanik ustası: Dijital çağda kaybolan bir sanatın son temsilcisi

Van'da babasından devraldığı saat tamirciliği mesleğini küçük atölyesinde yaşatmaya çalışan Mehmet İnsel, dijitalleşen dünyada mekanik saatlerin nostaljik değerini ve bu kadim zanaatın geleceğinin neden tehlikede olduğunu anlatıyor.

Van'da babasından devraldığı saat tamirciliği mesleğini küçük atölyesinde yaşatmaya çalışan Mehmet İnsel, dijitalleşen dünyada mekanik saatlerin nostaljik değerini ve bu kadim zanaatın geleceğinin neden tehlikede olduğunu anlatıyor.

Zamanın ruhunu taşıyan mekanik ustası: Dijital çağda kaybolan bir sanatın son temsilcisi
KAYNAK: İhlas Haber Ajansı

Van sokaklarında modern teknolojinin getirdiği dijital saatlerin hakimiyeti her geçen gün artsa da, şehrin bir köşesinde zamanın akışını mekanik dişlilerle ölçen bir usta, nostalji tutkunları için direnmeye devam ediyor. Babasından miras kalan saat tamirciliği mesleğini yıllardır aynı tutkuyla sürdüren Mehmet İnsel, küçük atölyesinde sadece saatleri değil, aynı zamanda geçmişin zarafetini de onarıyor. Günümüzde pilli ve dijital modeller günlük kullanımda büyük bir yer edinmiş olsa da, kurmalı ve otomatik saatlerin o kendine has mekanik yapısı, hala saat ustalarının tezgâhlarında hayat bulmayı sürdürüyor. İnsel, atölyesine gelen her farklı marka ve modeldeki saati, adeta bir cerrah titizliğiyle inceleyerek mekanizmalarındaki sorunları çözmeye çalışıyor.

Mekanik saatlerin vazgeçilmez estetiği

Saatlerin dünyasında mekanizmaya göre yapılan işlemlerin derinliği, aslında o saatin ruhunu da belirliyor. Pilli saatlerin basit bir pil değişimiyle yeniden çalışır hale gelmesi mümkünken, otomatik ve kurmalı saatlerin bakımı çok daha karmaşık ve sabır gerektiren bir süreci beraberinde getiriyor. Mehmet İnsel, eski saatlerin tamir sürecinin ciddi bir emek ve ustalık istediğini vurgularken, dijital saatlerin ise bu zanaatın dışında kaldığını belirtiyor. Ona göre, dijital saatler bozulduğunda tamir edilmek yerine doğrudan atılmak üzere tasarlanmış, adeta bir telefon gibi tüketim odaklı ürünler haline gelmiş durumda. Bu durum, mekanik saatlerin değerini nostalji tutkunları için daha da artırıyor.

Hazır kazanç arayışı zanaatı bitiriyor

Mesleğinin inceliklerini çocukluğundan bu yana geliştiren İnsel, günümüz gençliğinin çalışma disiplinine dair önemli gözlemlerde bulunuyor. İnsanların artık zorlu zanaat süreçleriyle uğraşmak yerine daha kolay ve hazır kazançlara yöneldiğini ifade eden usta, bu durumun sadece saat tamirciliğini değil, birçok geleneksel mesleği de tehdit ettiğini savunuyor. Sanatın ölmemesi gerektiğini her fırsatta dile getiren İnsel, gençlere bu mesleği öğrenmeleri için çağrıda bulunsa da, çırak bulma konusundaki umutsuzluğunu gizleyemiyor. Ona göre, bu mesleği sürdürecek yeni bir neslin yetişmemesi, saatlerin mekanik kalbinin bir gün tamamen durabileceği anlamına geliyor.

Son nesil olmanın getirdiği sorumluluk

Mehmet İnsel, atölyesinde geçirdiği her saatin, aslında kaybolmaya yüz tutmuş bir kültürün son temsilcilerinden biri olduğunun bilincinde. Otomatik saatlerin karmaşık dişli sistemlerinden pilli modellerin hassas devrelerine kadar her türlü arızayla uğraşan usta, bu mesleğin sadece bir tamir işi değil, aynı zamanda bir sabır ve sanat eğitimi olduğunu belirtiyor. Dijitalleşmenin getirdiği hızın, saatlerin o yavaş ve ritmik çalışma düzenini unutturduğunu düşünen İnsel, yine de elindeki kurmalı saatleri onarırken büyük bir huzur buluyor. Kendisinden sonra bu zanaatı devralacak kimsenin olmaması, onun için sadece bir meslek kaybı değil, aynı zamanda bir dönemin kapanışı anlamına geliyor. Yine de o, atölyesinin kapısını her sabah aynı umutla açarak, zamanı mekanik bir hassasiyetle tutmaya devam ediyor.

Yorumlar
Yorum yazma kurallarını okumuş ve kabul etmiş sayılırsınız