Yozgat'ın Sarıkaya ilçesinde, Büyük Çerkes Sürgünü'nün ardından bölgeye yerleşen Kafkas göçmenlerinin elleriyle inşa ettiği tarihi cami, bugünlerde zamana karşı zorlu bir mücadele veriyor. 1880'li yıllarda yapıldığı tahmin edilen ve bölgenin kültürel hafızasını taşıyan bu yapı, mimari açıdan taşıdığı özgün detaylarla dikkat çekiyor. Özellikle bölgede nadir rastlanan kırlangıç tavan örtüsü sistemi, döneminin işçiliğini yansıtan süslemeleri ve sütunlarıyla dikkat çeken cami, 2020 yılında Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından 1. Grup Korunması Gerekli Taşınmaz Kültür Varlığı olarak tescil edilerek koruma altına alınmıştı. Ancak aradan geçen yıllara rağmen, tescil kararının ötesine geçilememesi ve restorasyon sürecinin bir türlü başlatılamaması, yapının her geçen gün daha fazla yıpranmasına neden oluyor.
Tescilli yapıda restorasyon belirsizliği
Kayseri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu tarafından onaylanan röleve, restitüsyon ve restorasyon projeleri ile analiz raporları, aslında caminin kurtarılması için atılan en somut adımlardı. Projelerin uygun bulunmasına rağmen, sahada herhangi bir bakım veya onarım çalışmasının yürütülmemesi, köy sakinlerini endişelendiriyor. Tarihi yapının yıkılma tehlikesiyle karşı karşıya kalması, bölge halkının hem manevi hem de kültürel mirasına sahip çıkma arzusunu daha da güçlendiriyor. Köy sakinleri, tescilli bir kültür varlığı olan bu caminin, sadece bir ibadethane değil, aynı zamanda köyün tarihsel kimliğinin bir parçası olduğunu vurguluyor.
Köy sakinlerinden acil onarım çağrısı
Köyün manevi değerine sahip çıkan sakinlerden Hakkı Doğan, caminin sadece bir yapı değil, çocukluklarının geçtiği bir anı deposu olduğunu ifade ediyor. Doğan, Kültür Bakanlığı tarafından sit alanı ilan edilen caminin şu an yıkılmak üzere olduğunu belirterek, yeni bir camileri olmasına rağmen eski yapının turizme kazandırılmasını veya en azından restore edilerek korunmasını talep ediyor. Köyün 1860-1864 yılları arasında kurulduğunu hatırlatan Doğan, ecdat yadigarı bu eserin bir an önce ayağa kaldırılmasını beklediklerini dile getiriyor. 60 yaşındaki Mustafa Şimşek de benzer duyguları paylaşarak, caminin eskiyip işlevini yitirmesi üzerine yeni bir ibadethane inşa ettiklerini ancak eski caminin kaderine terk edilmesine gönüllerinin razı olmadığını belirtiyor. Şimşek, yetkililerin bölgeye gelerek gerekli incelemeleri yapmasını ve ecdadın mirasına sahip çıkılmasını istediklerini vurguluyor.
Kültürel mirasın geleceği tehlikede
Bölge halkının ortak talebi, tescilli olan bu tarihi yapının daha fazla zarar görmeden restore edilmesi yönünde. Mimari özgünlüğüyle dikkat çeken ve bölge mimarisinin nadir örneklerinden biri olan caminin, gerekli müdahaleler yapılmadığı takdirde tamamen yok olma riski bulunuyor. Köylüler, bu tarihi mirasın sadece kendi köyleri için değil, bölge kültürü için de önemli bir değer olduğunu savunuyor. Yetkililerin, onaylanan projeleri hayata geçirerek bu asırlık yapıyı geleceğe taşıyacak adımları atması bekleniyor. Tarihi dokunun korunması ve gelecek nesillere aktarılması, hem kültürel bir sorumluluk hem de bölge halkının en büyük beklentisi haline gelmiş durumda.