Adana, son yıllarda plastik geri dönüşüm tesislerinin yoğunlaştığı bir merkez haline gelirken, bu durumun yarattığı çevresel maliyetler artık görmezden gelinemeyecek boyutlara ulaştı. Kentte düzenlenen Mikroplastik Kirliliği Forumu, bölgedeki tarım arazilerinin ve su kaynaklarının karşı karşıya kaldığı tehlikeyi bilimsel verilerle ortaya koydu. 100. Yıl Çırçır Sanat Merkezi'nde gerçekleştirilen toplantıya, yerel yöneticiler, akademisyenler ve sivil toplum temsilcileri katılarak, plastik atıkların sadece bir çevre sorunu değil, doğrudan insan sağlığını ve gıda güvenliğini tehdit eden bir kriz olduğunu masaya yatırdı.

İthal atıklar tarımsal sulama kanallarını tehdit ediyor
Çukurova Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sedat Gündoğdu, forumda yaptığı konuşmada, Türkiye'nin plastik atık ithalatının büyük bir kısmının Adana'daki tesislere yönlendirildiğine dikkat çekti. Prof. Dr. Gündoğdu, Avrupa kaynaklı bu atıkların işlenmesi sırasında ortaya çıkan kaçak deşarjların, bölgedeki sulama kanallarını mikroplastiklerle doldurduğunu ifade etti. Bu kirliliğin artık kıyılarda ve tarımsal sulama sularında somut olarak ölçülebildiğini belirten Gündoğdu, durumun bir varsayım olmaktan çıkıp, ciddi bir gıda güvenliği riski haline geldiğini vurguladı. Özellikle Doğu Akdeniz akıntı sistemiyle taşınan bu atıkların, Marmaris kıyılarına kadar ulaşarak geniş bir coğrafyayı etkilediği belirtildi.

Ekonomik kazanç uğruna çevre yatırımları ihmal ediliyor
Forumda söz alan Zeydan Karalar, Türkiye'nin Avrupa'nın çöp deposu haline getirilmesine sert tepki gösterdi. Karalar, Avrupa'nın kendi topraklarında bertaraf edemediği atıkları Türkiye'ye gönderdiğini, ancak bu atıkların önemli bir kısmının geri dönüştürülemediğini belirtti. İşletmelerin kar marjlarını artırmak adına gerekli çevre yatırımlarını yapmadığını, arıtılamayan plastiklerin ise verimli topraklara ve su kaynaklarına karıştığını ifade eden Karalar, ithalatın acilen kısıtlanması gerektiğini savundu. Karataş ve Mersin sahillerindeki plastik kirliliğinin, bu denetimsizliğin en somut göstergelerinden biri olduğunu dile getirdi.

Gelecek nesiller için acil eylem planı şart
Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Güngör Geçer ise mikroplastiklerin sadece suyla sınırlı kalmayıp, toprağa ve tarımsal ürünlere kadar sızdığını hatırlatarak, atık yönetiminin stratejik bir öneme sahip olduğunu belirtti. Uzmanların katılımıyla oluşturulacak bir yol haritasının, gelecek nesillere sağlıklı bir çevre bırakmak adına hayati önem taşıdığını ifade eden Geçer, yerel yönetimlerin bu konuda daha aktif bir denetim mekanizması kurması gerektiğini vurguladı. Prof. Dr. Gündoğdu'nun paylaştığı verilere göre, 2026 Nisan ayında 80 bin tonu aşan plastik atık ithalatı, son on yılın en yüksek seviyesine ulaşmış durumda. Bu yoğunluk, kentsel atık su arıtma tesislerinin kapasitesini zorlarken, tarımsal üretimde kullanılan suyun kalitesini de her geçen gün daha fazla bozuyor. Uzmanlar, bu kirlilik döngüsünün kırılması için sadece yerel değil, ulusal düzeyde radikal kararlar alınması gerektiği konusunda hemfikir.



