Günümüzde çocukluk ve gençlik dönemini kapsayan süreç, fiziksel hareketliliğin yerini tamamen dijital ekranlara bıraktığı bir evreye dönüştü. Beyin, Sinir ve Omurilik Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Orhan Şen, bu değişimin sadece sosyal bir alışkanlık değil, aynı zamanda ciddi bir sağlık tehdidi olduğunu vurguluyor. Özellikle telefon, tablet ve bilgisayar başında geçirilen uzun saatler, gençlerin iskelet ve kas sisteminde telafisi zor hasarlar bırakıyor. Hareketsiz yaşam tarzı, vücudun temel taşıyıcıları olan bel ve boyun bölgesindeki kasların zayıflamasına yol açarak, ilerleyen yaşlarda kaçınılmaz bir fıtık riski oluşturuyor.
Hareketsizliğin bedeli ağır oluyor
Geçmiş yıllarda sokaklarda oynanan oyunların yerini alan ekran bağımlılığı, gençlerin fiziksel gelişimini olumsuz etkiliyor. Prof. Dr. Orhan Şen, gençlerde bel ve boyun fıtığı vakalarındaki artışın temel nedenini, çocukluktan itibaren süregelen hareketsiz yaşam tarzına ve egzersiz eksikliğine bağlıyor. Uzun süre aynı pozisyonda, boyun ve bel bölgesini desteklemeyen bir duruşla vakit geçirmek, kasların yeterince gelişememesine neden oluyor. Bu zayıf altyapı, ilerleyen yıllarda basit bir valiz taşıma eyleminde veya aniden başlanan ağır spor aktivitelerinde vücudun bu yükü kaldıramamasına ve sonuç olarak fıtık gibi ciddi rahatsızlıkların ortaya çıkmasına zemin hazırlıyor.
Spor sadece fiziksel değil zihinsel bir ihtiyaç
Bu sağlık sorunlarının önüne geçmenin mümkün olduğunu belirten uzmanlar, çözümün erken yaşlarda atılacak adımlarda gizli olduğunu ifade ediyor. Ailelerin ve eğitimcilerin çocukları yüzme, koşu gibi farklı spor dallarına yönlendirmesi, sadece iskelet sistemini korumakla kalmıyor. Sporun, beyne giden kan akışını artırarak zihinsel gelişimi ve çözüm odaklı düşünme yetisini de desteklediği biliniyor. Gençlerin gelecekte daha sağlıklı bir yaşam sürebilmeleri için sporun bir yaşam biçimi haline getirilmesi, sadece bir tercih değil, bir zorunluluk olarak görülmelidir.
Geleceği korumak için erken müdahale şart
Fiziksel aktivitenin ihmal edildiği her gün, gençlerin kas ve eklem sağlığından çalınan bir zaman dilimi anlamına geliyor. Prof. Dr. Orhan Şen, gençleri bu tür kronik rahatsızlıklardan korumak için sporu hayatın merkezine yerleştirmenin önemini bir kez daha hatırlatıyor. Çocukların ve gençlerin ekran başında geçirdikleri sürenin sınırlandırılması, yerine ise hareketli ve aktif bir yaşamın teşvik edilmesi, toplum sağlığı açısından kritik bir öneme sahip. Erken yaşlarda kazanılan spor alışkanlıkları, ilerleyen yıllarda ortaya çıkabilecek bel ve boyun fıtığı gibi yaşam kalitesini düşüren sorunların en etkili ilacı olmaya devam ediyor.