Türkiye’nin mısır ihtiyacı ile yerli üretimi arasındaki makas bu yıl hiç olmadığı kadar açıldı. Tarım piyasasındaki bu dengesizlik, hem üreticinin hem de sanayicinin önümüzdeki haftalarda nasıl bir yol izleyeceğini belirleyecek.
ARZ NEDEN YETERSİZ KALIYOR
Yüreğir Ziraat Odası Başkanı Mehmet Akın Doğan, Türkiye’nin yıllık 13 milyon tonluk mısır ihtiyacına karşılık bu yıl sadece 8,5 milyon ton üretim beklendiğini açıkladı. Özellikle Konya gibi büyük üretim merkezlerinde rekoltenin yüzde 30 düşmesi, krizi derinleştiriyor. Nişasta sanayisinin ihracat odaklı büyümesi ise iç piyasadaki talebi arzın üzerine çıkarıyor.
İTHALAT KANALLARI TIKANDI
Piyasadaki bu devasa açığı dışarıdan kapatmak da oldukça zor görünüyor. Karadeniz’deki savaş lojistik akışı durdururken, Romanya güzergahındaki nehirlerde su seviyesinin düşmesi sevkiyatı imkansız hale getirdi. Amerika’dan gelen mısırların ise GDO içerikli olması nedeniyle Türkiye’nin yasal mevzuatına uygun olmaması, ithalat seçeneğini neredeyse tamamen rafa kaldırıyor.
ÇİFTÇİ İÇİN KRİTİK UYARI
Mevcut şartlar mısır fiyatlarının yukarı yönlü hareket edeceğini gösteriyor. Doğan, Toprak Mahsulleri Ofisi’nin (TMO) bu piyasa gerçeklerine göre yüksek bir alım fiyatı belirlemesi gerektiğini vurguluyor. Üreticilere ise ürünlerini erken biçmemeleri konusunda uyarı var; yüzde 14 nem oranını yakalamak kazancı korumak için tek yol. Peki, piyasadaki bu hareketlilik mutfaktaki gıda fiyatlarına nasıl yansıyacak?