Ankara'nın tarihi dokusunu yansıtan Altındağ ilçesindeki Ankara Kalesi, oldukça sıra dışı bir koleksiyona ev sahipliği yapıyor. Taş Bebek Kafe ismiyle bilinen bu mekan, kapıdan girenleri adeta bir zaman makinesine bindirerek çocukluk hatıralarının derinliklerine götürüyor. Yaklaşık 80 farklı ülkeden titizlikle toplanan 20 bine yakın taş bebek, raflarda yan yana dizilerek ziyaretçilere görsel bir şölen sunuyor. Bu bebekler, sadece birer oyuncak olmanın ötesinde, her biri farklı bir coğrafyanın kültürünü ve geçmişin oyuncak anlayışını temsil eden sessiz tanıklar olarak dikkat çekiyor. Özellikle çocukluk yıllarında bu tür oyuncaklarla vakit geçirmiş olan yetişkinler, kafeye adım attıkları anda nostaljik ve duygusal anlar yaşıyorlar.
Bir mimarın ilhamıyla başlayan serüven
Koleksiyoner Adem Önler, bu devasa birikimin hikayesini oldukça mütevazı bir başlangıca dayandırıyor. Önler'in taş bebek dünyasına girişi, tanıştığı bir mimar koleksiyoncunun etkisiyle gerçekleşmiş. İlk bebeğini edindiğinde onu evinin bir köşesinde, adeta bir sır gibi saklayan Önler, zamanla bu tutkunun nasıl bir yaşam biçimine dönüştüğünü anlatıyor. Bugün sergilenen bebeklerin aslında koleksiyonunun sadece küçük bir kısmını oluşturduğunu belirten Önler, elinde sergilenenlerin üç katı kadar daha bebek bulunduğunu ifade ediyor. Bu durum, koleksiyonerin gelecekte yeni şubeler açarak bu kültürel mirası daha geniş kitlelere ulaştırma planlarını da beraberinde getiriyor.
Dünya turuna çıkan bebekler
Taş bebekleri toplama sürecinin sınır tanımadığını vurgulayan Adem Önler, dünyanın dört bir yanından gelen bu parçaları bir araya getirmek için büyük bir çaba sarf ediyor. Kendi seyahatlerinde bizzat topladığı bebeklerin yanı sıra, gidemediği ülkelerden de özel olarak getirttiği parçalarla koleksiyonunu sürekli genişletiyor. Şehir dışından veya yurt dışından gelen ziyaretçilerin, sergilenen bu bebekleri satın alma talepleriyle sıkça karşılaştığını belirten Önler, koleksiyonun ticari bir meta değil, bir tutku olduğunu vurguluyor. Kapalı kutularda saklanan bebeklerin kimseye bir faydası olmadığını düşünen koleksiyoner, bu yüzden kafe konseptini tercih ederek eserlerini ücretsiz olarak halkın beğenisine sunmayı seçmiş.
Tutkunun sınırlarını zorlayan fedakarlık
Adem Önler için bu koleksiyon, maddi değerlerin çok ötesinde bir anlam taşıyor. Hatta bu tutkusunu, evini ve arabasını satmayı göze alacak kadar ileri taşıyabileceğini ifade ediyor. Avrupa'nın pek çok yerini gezmesine rağmen, bu kadar geniş ve çeşitli bir taş bebek koleksiyonunu bir arada görmediğini belirten Önler, ziyaretçilerin şaşkınlık ve hayranlık dolu bakışlarının kendisi için en büyük ödül olduğunu dile getiriyor. İnsanların bu bebeklerle fotoğraf çektirmesi, birbirlerine tavsiye ederek mekanı ziyaret etmeleri ve geçmişe dair güzel anılarını tazelemeleri, Önler'in bu yolda ilerlemesini sağlayan en büyük motivasyon kaynağı olmaya devam ediyor. Koleksiyon, imkanlar elverdiği sürece büyümeye ve ziyaretçilerini ağırlamaya devam edecek.