Ankara’da kurduğu mini çiftlikte hayvanlarla iç içe yaşayan Murat Atalay, arıcılık dünyasında alışılmışın dışında bir yöntem izliyor. Koruyucu kıyafet giymeden kovanlarının başına geçen Atalay, arılarını çıplak elleriyle yöneterek görenleri şaşırtıyor.
ARILARIN TEPKİLERİ ÜZERİNE KURULU DÜZEN
Atalay, arıların insanlardaki korkuyu tıpkı köpekler gibi algıladığını savunuyor. Hayvanların yüksek koku alma duyusu sayesinde tehlike sezdiğinde saldırıya geçtiğini, ancak sakin kalındığında arıların zarar vermediğini belirtiyor. Beş yıllık tecrübesini özgüvenle birleştiren Atalay, doğru teknikle arılarla iletişim kurmanın mümkün olduğunu vurguluyor.
HUZURLU KOVANLARIN SIRRI
Arıcı, her arı türünün karakterinin farklı olduğunu ve kendisinin sadece Ankara iklimine uyum sağlayan uysal bir ırkla çalıştığını söylüyor. Çevresinde "arıların fısıldayan adamı" olarak anılan Atalay, hırçın türlerden kaçınarak sakin bir çalışma ortamı yarattığını ifade ediyor. İşi bilmenin ve arıya duyulan sevginin, arıcılıkta en önemli anahtar olduğunu paylaşıyor.