Milli İstihbarat Akademisi, Avrupa Birliği’nin son dönemde hız verdiği serbest ticaret anlaşmalarını mercek altına aldı. Analize göre AB, artık sadece mal satmayı değil, jeopolitik etkisini tüm dünyaya yaymayı hedefliyor.
Ticaret anlaşmaları stratejik silaha dönüştü
Avrupa Birliği, 2026 yılının başından itibaren Hindistan, MERCOSUR ve Avustralya ile masaya oturdu. Bu anlaşmalar sadece gümrük vergilerini düşürmüyor; aynı zamanda güvenlik ve teknoloji iş birliklerini de beraberinde getiriyor. Özellikle Hindistan ile yapılan 27 trilyon dolarlık dev ortaklık, AB’nin küresel ölçekte yeni bir nüfuz alanı kurduğunun en büyük göstergesi. Türkiye ise bu yeni düzende, 1996 yılından beri yürürlükte olan Gümrük Birliği’nin yarattığı dengesizliklerle mücadele ediyor.
Sanayicimiz için tehlike çanları çalıyor
Peki, bu durum senin cebini veya işini nasıl etkiler? Avrupa Birliği üçüncü ülkelerle el sıkıştığında, o ülkelerin ürünleri Türkiye pazarına gümrüksüz girebiliyor. Ancak Türk üreticisi, aynı kolaylığı karşı tarafta bulamıyor. Özellikle otomotiv, tekstil, kimya ve tarım sektörlerinde rekabet etmek oldukça zorlaşıyor. Hindistan gibi düşük maliyetli ülkelerden gelen ürünler, yerli üreticiyi fiyat konusunda baskı altına alıyor. Uzmanlar, Türkiye’nin artık sadece AB’ye bakmak yerine kendi ticaret stratejisini geliştirmesi ve Gümrük Birliği’ni güncelleyerek bu asimetrik durumu düzeltmesi gerektiğini söylüyor. Önümüzdeki günlerde Türkiye’nin bu yeni ticaret dalgasına karşı nasıl bir diplomatik manevra yapacağı merak konusu.