Ankara'da yaşayan 11 yaşındaki Melek Baltacı'nın, sadece Down sendromlu olduğu gerekçesiyle bir alışveriş merkezindeki oyun parkına alınmaması, Türkiye genelinde büyük yankı uyandıran bir hukuk mücadelesinin fitilini ateşledi. Baba Feridun Baltacı'nın kızının yaşadığı dışlanmışlık karşısında başlattığı yasal süreç, hem ceza mahkemesinde hem de Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu (TİHEK) nezdinde işletme aleyhine sonuçlandı. Daha önce de benzer bir ayrımcılık vakasıyla gündeme gelen aynı işletmeye, bu kez 256 bin 357 TL tutarında idari para cezası kesildi. Mahkeme ise işletmenin mesul müdürü Ali M. hakkında 10 ay hapis cezasına hükmederek, hükmün açıklanmasını geri bıraktı.

Baba Baltacı'nın hukuk zaferi
Emekli bir astsubay olan Feridun Baltacı, kızını mutlu etmek amacıyla gittiği oyun alanında karşılaştığı tavrın, bir ebeveynin yaşayabileceği en ağır travmalardan biri olduğunu ifade ediyor. Olay günü görevlilerin kendisine doğrudan 'Özel çocukları almıyoruz' şeklinde bir ifade kullandığını belirten baba Baltacı, bu ayrımcı tutumun kabul edilemez olduğunu vurguladı. Yaşanan bu üzücü hadisenin ardından vakit kaybetmeden savcılığa suç duyurusunda bulunan Baltacı, Ankara Batı 10'uncu Asliye Ceza Mahkemesi'nde görülen davada adaletin tecelli etmesinden dolayı memnuniyet duyduğunu belirtti. Baba Baltacı, bu kararların sadece kendi aileleri için değil, toplumun her kesimindeki özel gereksinimli bireyler için bir emsal teşkil etmesini ve benzer uygulamaların son bulmasını temenni ettiğini dile getirdi.

TİHEK'ten ayrımcılığa geçit yok
Şirket vekili, TİHEK nezdindeki savunmasında ayrımcılık iddialarını reddederek, herhangi bir delil bulunmadığını ve başvurunun olaydan bir yıl sonra yapıldığını öne sürdü. Ancak kurum, yapılan incelemeler sonucunda işletmenin ayrımcılık yasağını ihlal ettiğine kanaat getirdi. Daha önce de benzer bir ihlal nedeniyle 204 bin 285 TL ceza ödeyen işletme, bu kez daha yüksek bir idari yaptırımla karşı karşıya kaldı. Türkiye Down Sendromu Derneği Yönetim Kurulu Üyesi ve Avukat Cansu Korkmaz, oyun oynamanın her çocuğun en temel haklarından biri olduğunu hatırlatarak, bu kararın çocuk gelişimi ve toplumsal eşitlik adına çok kıymetli olduğunu vurguladı. Korkmaz, ailelerin bu tür ayrımcılık vakalarıyla karşılaştıklarında sessiz kalmayıp, yasal hak arama yollarını sonuna kadar kullanmaları gerektiğinin altını çizdi.

Toplumsal farkındalık çağrısı
Yaşanan bu olay, alışveriş merkezleri ve sosyal alanlardaki işletmelerin özel gereksinimli bireylere yönelik tutumlarını bir kez daha tartışmaya açtı. Hukukçular ve sivil toplum kuruluşları, verilen cezaların caydırıcı olması gerektiğini savunurken, toplumun her katmanında engelli bireylere karşı daha kapsayıcı bir yaklaşım sergilenmesi gerektiği konusunda hemfikir. Melek Baltacı'nın yaşadığı bu üzücü deneyim, sadece bir işletmenin cezalandırılmasıyla kalmayıp, oyun alanlarının tüm çocuklar için eşit ve erişilebilir olması gerektiği gerçeğini bir kez daha gözler önüne serdi. Mahkeme ve TİHEK tarafından verilen kararlar, ayrımcılığın hiçbir alanda meşru görülemeyeceğini ve her çocuğun oyun oynama hakkının kutsal olduğunu bir kez daha tescillemiş oldu.
