Türkiye genelinde 2026 yılı hasat döneminde elde edilen üzüm rekoltesi, yaklaşık 4 milyon tonluk devasa bir seviyeye ulaşarak tarım sektöründe önemli bir hareketliliğe yol açtı. Bu yüksek verim, özellikle üzümün işlendiği farklı endüstriyel alanlarda yeni bir planlama sürecini beraberinde getirdi. Sofralık tüketimden meyve suyu üretimine, sirke yapımından kurutmalığa kadar geniş bir yelpazede değerlendirilen üzümün, alkollü içecek sektöründeki karşılığı da büyük önem taşıyor. Sektör temsilcileri, bu bereketli dönemi çiftçinin lehine çevirmek adına stratejik adımlar atıyor.
Sektörde alım kapasitesi yükseliyor
Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) İçecek Sanayi Meclisi Başkan Yardımcısı Ahmet Yazıcıoğlu, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede, alkollü içecek sektörünün yıllık ortalama 300 bin ton civarında üzüm işleme kapasitesine sahip olduğunu belirtti. Yazıcıoğlu, rekoltedeki bu artışın ardından bazı özel şirketlerin, üreticiden aldıkları üzüm miktarını 5 bin ton seviyesinde artırarak piyasayı destekleme kararı aldıklarını ifade etti. Bu hamle, hem arz fazlasının değerlendirilmesi hem de üreticinin emeğinin karşılığını alabilmesi noktasında kritik bir rol oynuyor.
Özel sektör ve çiftçi iş birliği
TEKEL'in özelleştirilmesiyle birlikte tamamen özel teşebbüslerin faaliyet gösterdiği alkollü içki sektöründe, çiftçi ile sanayici arasındaki bağın hayati bir öneme sahip olduğunu vurgulayan Yazıcıoğlu, karşılıklı ihtiyaç dengesinin sürdürülebilirliğine dikkat çekti. Özel sektörün varlığını devam ettirebilmesi için çiftçinin üretimine muhtaç olduğunu belirten Yazıcıoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın da süreci yakından takip ederek İçecek Sanayi Meclisi ile sürekli irtibat halinde olduğunu kaydetti. Bu koordinasyon, tarımsal üretimin sanayi ile entegrasyonunda aksaklık yaşanmaması adına titizlikle yürütülüyor.
Fabrika önlerinde uzun kuyruklar
Alım miktarlarını artırma kararı alan şirketlerin, Çiftçi Kayıt Sistemi'nde (ÇKS) kaydı bulunan üreticilere yönelik yaptığı duyurular sahada karşılığını buldu. Kararın duyulmasının ardından, birçok bölgedeki fabrika girişlerinde ve otopark alanlarında uzun araç kuyrukları oluştu. Belgelerini eksiksiz bir şekilde tamamlayan çiftçiler, ürünlerini teslim ederek ödemelerini almanın memnuniyetini yaşıyor. Hasat döneminin bu yoğun temposu, hem üreticinin elindeki mahsulü değerlendirmesine olanak tanıyor hem de sektördeki tedarik zincirinin sağlıklı bir şekilde işlemesine katkı sağlıyor.