Antalya'nın bereketli topraklarında zeytin hasadı için geri sayım başlarken, sektör temsilcileri Antalya Ticaret Borsası (ATB) çatısı altında bir araya gelerek yeni sezonun yol haritasını belirledi. Gazipaşa'dan Kaş'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada yürütülen zeytin yetiştiriciliği, bu yıl hem miktar hem de kalite beklentisiyle üreticilere umut veriyor. Geçtiğimiz sezon yaşanan olumsuz iklim koşullarının yarattığı durgunluğun ardından, bu yılın bir var yılı olması bekleniyor. Sektör paydaşları, tarımsal üretimin sürdürülebilirliği ve katma değerli ürünlerin pazarlanması konusunda stratejik adımlar atılması gerektiği konusunda hemfikir.
Rekoltede büyük sıçrama bekleniyor
Zeytin ve zeytinyağı sektöründeki güncel verileri paylaşan ATB 4. Meslek Komitesi Başkan Yardımcısı Zafer Tan, geçen yıl yaklaşık 50 bin ton seviyelerinde kalan üretimin, bu yıl yüzde 40 oranında artarak 70 bin tona ulaşacağını tahmin ettiklerini açıkladı. Ekim ayı başında başlayacak hasat dönemi öncesinde yapılan bu öngörü, bölge ekonomisi için önemli bir hareketlilik sinyali olarak değerlendiriliyor. Ancak yüksek rekolte beklentisi, beraberinde üretim maliyetleri ve fiyat istikrarı tartışmalarını da getiriyor. Özellikle işçilik giderlerinin üretici üzerindeki baskısı, sektörün en önemli gündem maddelerinden biri olmaya devam ediyor.
Taban fiyat ve maliyet baskısı
Üreticilerin en büyük endişesi, artan girdi maliyetleri karşısında ürünün değerinde satılamaması. Fidan ve zeytinyağı üreticisi Mustafa Yetener, Türkiye'nin zeytinyağı üretimindeki potansiyelini vurgulayarak, ihracatın ve markalaşmanın desteklenmesi gerektiğini belirtti. Yetener, üreticinin emeğini korumak adına zeytinyağında taban fiyat uygulamasının hayata geçirilmesinin elzem olduğunu ifade etti. Kumluca ve Manavgat Ziraat Odası başkanları da benzer kaygıları dile getirerek, özellikle nar bahçelerinin sökülüp zeytine dönüştüğü bölgelerde işçilik maliyetlerinin üreticiyi zorladığını ve stoktaki ürünlerin değerinde pazarlanması gerektiğini vurguladı.
Kalite odaklı üretim ve çevresel sorumluluk
Sektörün geleceği sadece miktar artışında değil, aynı zamanda kalitenin yükseltilmesinde aranıyor. Antalya Natürel Sızma Zeytinyağı Kalite Yarışması'nın üreticileri teşvik edici rolüne dikkat çeken temsilciler, markalaşma ve ambalajlama süreçlerinin önemine değindi. Öte yandan, zeytinyağı üretim tesislerinden kaynaklanan atık su ve prina yönetimi gibi çevresel faktörler de toplantının önemli başlıkları arasında yer aldı. ATB Yönetim Kurulu Başkan Vekili Halil Bülbül, Kasım ayında Antalya'da gerçekleştirilecek COP31 zirvesinin, iklim değişikliğinin tarım üzerindeki etkilerini ve sürdürülebilir üretim modellerini tartışmak için büyük bir fırsat olduğunu belirtti. Antalya zeytinyağının uluslararası pazarlarda hak ettiği yeri alması için kalite standartlarının korunması ve çevresel sürdürülebilirliğin önceliklendirilmesi gerektiği vurgulandı.