Akdeniz Üniversitesi’nden Prof. Dr. İbrahim Atmaca, Antalya’nın gelecekteki enerji ihtiyacı için kritik uyarılarda bulundu. Şehirdeki hızlı nüfus artışının, mevcut elektrik ve su kaynaklarını ciddi şekilde zorlayacağını belirten Atmaca, özellikle 2050 yılına kadar beklenen nüfus patlamasının enerji arz güvenliğini tehdit ettiğini vurguluyor.
Enerji verimliliği artık bir tercih değil zorunluluk:
Türkiye’de binalar toplam enerjinin yüzde 40’ını tüketiyor. Bu harcamanın büyük bir kısmı ise ısınma ve soğutma gibi iklimlendirme sistemlerine gidiyor. Prof. Dr. Atmaca, Antalya gibi sıcak iklimlerde "havadan suya ısı pompası" sistemlerinin doğal gaza en çevreci alternatif olduğunu belirtiyor. Yapılan analizlere göre bu sistemler, doğal gazlı kombilere kıyasla yüzde 40 daha az yakıt tüketiyor ve karbon salımını aynı oranda düşürüyor. Ancak, doğal gaza verilen destekler nedeniyle bu teknik avantaj faturalara henüz yansımıyor.
Yatırım maliyeti tüketiciyi soğutuyor
Isı pompası teknolojisinin önünde iki büyük engel bulunuyor. İlki kurulum maliyeti; doğal gazlı bir sistem 1.500 dolara kurulurken, ısı pompası sistemleri 7 bin doları buluyor. İkincisi ise mevzuat; güneş enerjisi (GES) kullanan ev sahiplerinin "saatlik mahsuplaşma" sistemine geçmesi, sistemin ekonomik avantajını kısıtlıyor. Gece saatlerinde veya güneşin olmadığı günlerde şebekeden çekilen pahalı elektrik, tasarruf hayallerini zorlaştırıyor. Prof. Dr. Atmaca, Antalya'da düzenlenecek COP31 İklim Zirvesi öncesinde, devletin enerji verimliliğini teşvik eden vergi indirimleri ve akıllı depolama çözümlerine odaklanması gerektiğini savunuyor.