Antalya'da 2022 yılında gerçekleşen ve genç bir kadının yaşamını yitirmesiyle sonuçlanan operasyonun ardından yürütülen hukuk mücadelesinde kritik bir dönemece girildi. Doktora öğrencisi ve turizmci olan 32 yaşındaki Gülşah Gizem Angı, rahmindeki 33 milimetrelik tip 2 miyomdan kurtulmak amacıyla girdiği Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde, basit bir işlem olarak görülen histeroskopik miyomektomi sırasında fenalaşarak hayatını kaybetti. Olayın ardından başlatılan soruşturma kapsamında, ameliyatı gerçekleştiren Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Mete Ç. ile birlikte toplam 9 sanık hakkında taksirle adam öldürme suçlamasıyla dava açıldı. Yargılama sürecinde dosyaya giren Adli Tıp Kurumu 3. Üst Kurulu'nun raporu, genç kadının ölümüne giden süreci ve ameliyat masasında yapılan vahim hataları tüm çıplaklığıyla ortaya koydu. Raporda, operasyon sırasında kullanılan 24 litre sıvının vücutta yarattığı tahribatın, hastanın yaşamını yitirmesine doğrudan neden olduğu vurgulandı.

Ameliyat masasında 16 kilogramlık sıvı yükü
Adli Tıp Kurumu'nun detaylı incelemesinde, ameliyat sırasında kullanılan sıvı miktarının hesaplanmasında ciddi bir tutarsızlık olduğu tespit edildi. Kayıtlara göre işlem sonunda sıvı açığı 1500 cc olarak belirtilse de, otopsi sonuçları bu verinin gerçeği yansıtmadığını kanıtladı. Ameliyata 58 kilo olarak giren Gülşah Gizem Angı'nın, operasyon sonrasında 74 kilo olarak tartılması, vücudunda 16 kilogramlık bir sıvı birikimi olduğunu gösterdi. Yaygın ödem bulgularının da eşlik ettiği bu durum, ameliyat sırasında verilen sıvının vücut tarafından emildiğini ve hayati organların bu yükü kaldıramadığını ortaya koydu. Üst Kurul, ameliyat sırasında uygun aralıklarla sıvı takibi yapılmadan operasyona devam edilmesinin, tıp biliminin temel ilkeleriyle bağdaşmadığını belirtti.

Cerrahi ve anestezi ekibine ağır kusur suçlaması
Hazırlanan raporda, sorumluluk alanlarına göre kusur dağılımı da netleştirildi. Ameliyatı yöneten Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Mete Ç.'nin, sıvı açığını hesaplamadan işleme devam etmesi, ölüm olayındaki kusur derecesinin 8'de 4 olarak belirlenmesine yol açtı. Ayrıca, operasyonun 15-20'nci dakikasında serum setine kan ve basınçlı sıvı gelmesine rağmen, anestezi uzmanları Bilge K. ve Nurten K.'nin hastanın durumunu kontrol ettikten sonra ameliyata devam onayı vermesi de hatalı bulundu. Anestezi ekibinin bu kararı, raporda 8'de 2 oranında kusur olarak kaydedildi. Öte yandan, yargılama sürecinde operasyonda kullanılan histeroskopi sisteminin hastane envanterinde bulunmadığı ve demo cihaz olarak getirildiği iddiaları da dosyaya giren önemli detaylar arasında yer aldı.

Acılı ailenin adalet arayışı sürüyor
Kızlarını kaybetmenin derin acısını yaşayan Ayhan ve Vicdan Angı çifti, raporun açıklanmasıyla birlikte adaletin yerini bulmasını beklediklerini ifade etti. Baba Ayhan Angı, kızının çok basit bir işlem için hastaneye yattığını belirterek, yaşadıkları süreci canlı cenaze gibi yaşamak olarak tanımladı. Anne Vicdan Angı ise kızının çeyizlerinin hala durduğunu ve hayallerinin yarım kaldığını gözyaşları içinde anlattı. Sanık avukatlarının raporun yeniden incelenmesi yönündeki talepleri mahkeme tarafından reddedilirken, aile kızlarının adını yaşatmak için iki ayrı konferans salonu yaptırarak toplumsal bir iz bırakmayı tercih etti. Adli Tıp Kurumu'nun bu raporu, davanın seyrini değiştirecek en önemli delil olarak kabul ediliyor.


