Eylül ayı, jinekolojik kanserlere karşı toplumsal bilinci artırmak adına önemli bir dönemeç oluştururken, Memorial Sağlık Grubu Medstar Antalya Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Bölümü’nden Prof. Dr. Evrim Erdemoğlu, kadın sağlığını tehdit eden bu sinsi hastalıklara karşı ezber bozan açıklamalarda bulundu. Özellikle yumurtalık kanserinin tarama yöntemleriyle erken evrede yakalanmasının neredeyse imkansız olduğunu vurgulayan Erdemoğlu, koruyucu hekimlikte yeni bir dönemin kapılarını aralayan cerrahi yaklaşımların altını çizdi. Uzmanlar, kanser gelişmeden önce atılacak adımların, hastaların yaşam kalitesini ve sağ kalım oranlarını doğrudan etkilediğini belirtiyor.
Ameliyathanede başlayan koruyucu kalkan
Yumurtalık kanserinin aslında yumurtalıklardan değil, tüplerden kaynaklandığının bilimsel olarak kanıtlanması, tedavi stratejilerinde devrim niteliğinde bir değişikliğe yol açtı. Prof. Dr. Erdemoğlu, bu durumu şu sözlerle açıklıyor: Yumurtalık kanserinin ne yazık ki günümüzde uygulanan etkili bir tarama yöntemi bulunmuyor. Genetik yatkınlığı olan hastalarımız bile erken tanı için bize başvurduğunda, mevcut teknolojilerle kanseri başlangıç aşamasında yakalamak çok zor. Ancak artık koruma, ameliyathanede başlıyor. Çocuk doğurma sürecini tamamlamış kadınların, herhangi bir karın ameliyatı sırasında tüplerini aldırmaları, yumurtalık kanseri riskini ciddi oranda düşürüyor. Tüp bağlama işlemi yerine tüplerin tamamen çıkarılmasını öneren bu yaklaşım, Amerikan Kadın Doğum Uzmanları Birliği tarafından da desteklenen, kanseri henüz oluşmadan engelleyebilen proaktif bir cerrahi yöntem olarak öne çıkıyor.
Aşı ve tarama ile kanseri durdurmak mümkün
Rahim ağzı kanserinin dünyadan tamamen silinmesi hedefiyle Dünya Sağlık Örgütü tarafından belirlenen 90-70-90 stratejisi, aşılama ve taramanın hayati önemini bir kez daha hatırlatıyor. Prof. Dr. Erdemoğlu, Almanya’nın Bavyera bölgesinde gerçekleştirilen ve 17 yıl süren kapsamlı bir çalışmanın sonuçlarını örnek göstererek, HPV aşısının rahim ağzı kanseri riskini yüzde 65 oranında azalttığını ifade ediyor. Sosyal medyada dolaşan yanlış bilgilerin ve aşıya karşı duyulan yersiz korkuların, toplum sağlığı üzerinde olumsuz bir baskı oluşturduğuna dikkat çeken Erdemoğlu, gelişmiş ülkelerde hem kız hem de erkek çocuklarının erken yaşta aşılanmasının standart bir uygulama olduğunu hatırlatıyor. Ayrıca, tarama süreçlerinde yaşanan utanç veya maddi engelleri aşmak adına geliştirilen, kadının kendi HPV örneğini alabildiği yeni yöntemler, sağlık hizmetlerine erişimi kolaylaştırarak erken teşhis oranlarını artırmayı hedefliyor.
Belirtileri göz ardı etmeyin
Kadın kanserlerinde erken teşhisin anahtarı, vücudun verdiği küçük sinyalleri doğru okumaktan geçiyor. Prof. Dr. Erdemoğlu, özellikle menopoz sonrası dönemde görülen en ufak bir kanamanın bile asla ihmal edilmemesi gerektiğini vurguluyor. Bir damla dahi olsa bu tür kanamaların rahim kanserinin habercisi olabileceğini belirten uzmanlar, hastaların bu durumu geçiştirmemesi gerektiği konusunda uyarıyor. Aynı şekilde, vulva bölgesinde meydana gelen inatçı kaşıntıların da kanser öncesi lezyonların bir işareti olabileceği unutulmamalıdır. Kilo kontrolü ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının kanser riskini azaltmadaki rolü yadsınamazken, ilk cerrahi müdahalenin uzman bir jinekolojik onkolog tarafından yapılması, hastanın sağ kalım şansını belirleyen en kritik faktör olarak öne çıkıyor. Erdemoğlu, aile geçmişinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kadınların, mutlaka bir uzmana danışarak koruyucu cerrahi seçenekleri hakkında detaylı bilgi almalarını öneriyor.