Erzincan Adliyesi, son yılların en büyük dolandırıcılık dosyalarından biri olarak nitelendirilen davanın ilk duruşmasına ev sahipliği yaptı. İddialara göre, 20 binden fazla vatandaşın mağdur edildiği bu devasa organizasyonun detayları, mahkeme salonunda ilk kez masaya yatırıldı. Duruşma günü adliye binası önünde toplanan yaklaşık 500 mağdur, haklarını aramak için uzun kuyruklar oluşturdu. Birçoğu dilekçelerini teslim ettikten sonra ayrılmak zorunda kalsa da, yaşanan bu kalabalık olayın boyutlarını gözler önüne sermeye yetti. İstanbul Barosu'ndan gelen avukatlar Ümit Altaş, Bülent Kolay ve Sabahat Eke, mağdurların sesi olmak adına duruşmada hazır bulunurken, 13 tutuksuz sanığı ise iki avukat temsil etti. Sanıkların Erzincan, Adana ve İstanbul gibi farklı illere dağılmış olması, olayın ne kadar geniş bir coğrafyaya yayıldığını ve organize bir yapıya sahip olduğunu düşündürüyor.
Seçim sonrası kurulan tuzak iddiası
Duruşma sonrasında basına açıklamalarda bulunan avukat Ümit Altaş, olayın seçimlerin hemen ardından başladığına dikkat çekti. Altaş'ın iddialarına göre, vatandaşların kimlik bilgileri sistematik bir şekilde toplanmış ve bu süreçte mahalle muhtarları da farkında olmadan veya bilinçli olarak aracı konumuna getirilmiş. Adana'dan Erzincan'a gelen bir grubun organize ettiği öne sürülen bu süreçte, vatandaşlara yardım yapılacağı vaadiyle yaklaşıldığı belirtiliyor. İddianamede yer alan WhatsApp yazışmaları ve Papara hesapları üzerindeki incelemeler, dolandırıcılığın dijital ayaklarının da oldukça karmaşık olduğunu gösteriyor. Mağdurların kimlik bilgileri kullanılarak adlarına açılan hesaplar, davanın en kritik delilleri arasında yer alıyor.
Dilekçe karmaşası ve adalet arayışı
Duruşma salonunda yaşanan bir diğer dikkat çekici gelişme ise mağdurlara imzalatılan matbu dilekçeler oldu. Avukat Altaş, bazı vatandaşlara şikayetçi olup olmadıklarına dair net bir ifade içermeyen, karmaşık dilekçeler imzalatıldığını öne sürdü. Bu durum, mağduriyetin boyutunun tam olarak anlaşılmasını zorlaştırırken, avukatların müdahalesiyle birçok kişi yeniden beyanda bulunarak şikayetçi olma hakkını kullandı. Altaş, mahkemeden sanıkların bizzat dinlenmesini, tanıkların çapraz sorguya alınmasını ve özellikle iddianamede adı geçen milletvekili danışmanı olduğu iddia edilen kişilerin araştırılmasını talep etti. Ancak mahkeme heyeti, mevcut aşamada bu talepleri reddederek duruşmayı 14 Ocak 2027 tarihine erteledi.
Dijital izler ve genişleyen mağduriyet ağı
İddianamenin detayları, olayın sadece basit bir dolandırıcılık olmadığını, kişisel verilerin kötüye kullanımı ve finansal sistemlerin manipülasyonu gibi ciddi suç unsurlarını barındırdığını ortaya koyuyor. Mağdurların büyük bir kısmının, kendilerine yardım edileceği vaadiyle kandırıldığı ve bu süreçte kimlik bilgilerinin ele geçirildiği anlaşılıyor. Erzincan'da organize bir şekilde yürütüldüğü iddia edilen bu süreç, binlerce ailenin mağduriyetine yol açarken, davanın ilerleyen aşamalarında yeni isimlerin ve bağlantıların ortaya çıkması bekleniyor. Avukatlar, 20 bine yakın insanın hayatını etkileyen bu davanın sonuna kadar takipçisi olacaklarını vurgularken, bir sonraki duruşma tarihine kadar delillerin daha derinlemesine incelenmesi hedefleniyor. Adalet arayışındaki binlerce mağdur, 2027 yılındaki duruşmada gerçeklerin tam olarak aydınlatılmasını ve sorumluların cezalandırılmasını bekliyor.