Eskişehir'de 13 Ocak Salı günü Tepebaşı ilçesine bağlı Şirintepe Mahallesi'nde yaşanan trajik olay, mahkeme salonunda yeniden gündeme geldi. 50 yaşındaki Yüksel Bozkurt'un hayatını kaybettiği bıçaklı kavganın ardından tutuklanan 26 yaşındaki Harun Özbek, ilk kez hakim karşısına çıkarak savunmasını yaptı. Olayın perde arkasında yıllara yayılan bir şiddet hikayesi olduğu iddia edildi. Sanık Özbek, üvey babasının hem kendisine hem de annesine yönelik sistematik baskı uyguladığını öne sürerek, olayın bir cinayet değil, bir savunma refleksi olduğunu savundu. Mahkeme heyeti, sanığın tutukluluk halinin devamına karar vererek duruşmayı 8 Aralık tarihine erteledi.
Yılların birikimi mutfakta patladı
Sanık Harun Özbek, mahkemedeki ifadesinde olay anını uyku sersemliğiyle hatırladığını belirtti. Mutfağa gittiğinde üvey babasının annesini saçlarından tutarak hırpaladığını gördüğünü iddia eden Özbek, o anları şu sözlerle aktardı: Üvey babam anneme saldırırken elinde uzun bir ekmek bıçağı vardı. Beni öldüreceğini ve anneme zarar vereceğini düşündüm. Bıçağı bana doğru savurduğunda elimle ucunu tuttum ve yaralandım. Bu zamana kadar bana yaptığı hakaretlere sessiz kaldım ancak anneme el kaldırmasına tahammül edemedim. Özbek, 13 yaşındayken merdivenlerden itilerek kolunun kırılmasına kadar varan geçmişteki şiddet olaylarını da mahkeme tutanaklarına geçirdi.
Anne Serap Bozkurt: Oğlum beni kurtarmak istedi
Tanık olarak dinlenen anne Serap Bozkurt, eşi Yüksel Bozkurt'un yeşil reçeteli ilaçlar kullanan, oldukça sinirli bir yapıya sahip olduğunu belirtti. Olay günü yaşananları anlatan anne, eşinin kendisine ve oğluna yönelik ağır hakaretlerde bulunduğunu ifade etti. Serap Bozkurt, eşinin elindeki bıçakla oğluna saldırdığını, kendisinin araya girmesiyle birlikte üçünün yere düştüğünü anlattı. Oğlunun içine kapanık biri olduğunu ve kişisel bakımını bile kendisinin yaptığını vurgulayan anne, Harun'un sadece kendisini korumak için araya girdiğini savundu. Tanık olarak dinlenen dayı Şahin Aşkın da, eniştesinin yeğenine karşı geçmişte sergilediği fiziksel şiddete bizzat şahit olduğunu doğruladı.
Hukuki süreç ve akıl sağlığı incelemesi
Sanık avukatları, müvekkillerinin yıllarca süren aşağılanma ve baskı ortamında yaşadığını belirterek tahliye talebinde bulundu. Savunma tarafı, olayın meşru müdafaa sınırları içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini savundu. Cumhuriyet savcısı ise sanığın akıl sağlığının yerinde olup olmadığının tespiti için Adli Tıp Kurumu'na sevk edilmesini talep etti. Mahkeme başkanı, eksik hususların giderilmesi ve sanığın tutukluluk halinin devamına hükmederek duruşmayı ileri bir tarihe erteledi. Eskişehir Adliyesi'nde görülen bu dava, aile içi şiddetin trajik sonuçlarını bir kez daha gözler önüne serdi.