Bursa'nın Mudanya ilçesi Güzelyalı Mahallesi'nde, kent huzurunu sağlamak adına görevini icra eden bir zabıta memuru, beklenmedik bir anda fiziki saldırıya maruz kaldı. Zabıta Haftası'nın kutlandığı ve teşkilatın kuruluş yıl dönümü coşkusunun yaşanması gereken bir günde gerçekleşen bu şiddet olayı, kamu görevlilerinin sahada karşı karşıya kaldığı tehlikeleri bir kez daha gözler önüne serdi. Saldırı sonrası ağır hakaret ve tehditlere de maruz kalan memur, olay yerine çağrılan sağlık ekiplerinin ilk müdahalesinin ardından hastaneye sevk edilerek tedavi altına alındı. Olayla ilgili adli soruşturma başlatılırken, yaşanan bu vahim durum zabıta teşkilatında büyük bir infiale yol açtı.
Saldırılar sistematik bir hal mi alıyor?
Yaşanan saldırının ardından Zabıta Derneği, kamuoyunu bilgilendirmek ve meslektaşlarına yönelik şiddete dikkat çekmek amacıyla geniş katılımlı bir basın açıklaması düzenledi. Dernek adına konuşan Avukat Kardelen Akyüz, saldırıya uğrayan memura geçmiş olsun dileklerini ileterek, bu tür olayların artık münferit birer vaka olarak değerlendirilemeyeceğini vurguladı. Akyüz, sadece kendi derneklerine kayıtlı zabıta personeline yönelik 40'tan fazla adli vakanın intikal ettiğini belirterek, şiddetin toplumun her kesiminde normalleştirilmesinin ve cezasızlık algısının bu saldırıları tetiklediğini ifade etti. Özellikle saldırganların birçok dosyada aynı şahıslar olması, meselenin ciddiyetini ve hukuki boşlukların yarattığı tehlikeyi açıkça ortaya koyuyor.
Kamu otoritesi sahada savunmasız mı bırakılıyor?
Zabıta personelinin sadece birer memur değil, kentin sahadaki kamu otoritesi olduğunu hatırlatan Avukat Akyüz, yapılan saldırının aslında doğrudan kamu hizmetine ve kent düzenine yönelik bir tehdit olduğunu belirtti. İş yeri denetimlerinden seyyar satıcı kontrollerine, çevre sağlığından pazar yeri düzenlemelerine kadar çok geniş bir yelpazede görev yapan zabıta ekipleri, vatandaşla en çok temas eden ve çoğu zaman gerilimli saha şartlarında çalışan kamu görevlileri arasında yer alıyor. Ancak bu yoğun sorumluluğa rağmen, mevcut hukuki ve kurumsal koruma mekanizmalarının personeli korumakta yetersiz kaldığı ifade ediliyor. Akyüz, kamu düzenini korumakla yükümlü olan zabıta personelinin, görevlerini yerine getirirken kendilerini güvende hissetmedikleri bir çalışma ortamında hizmet vermeye çalıştıklarını dile getirdi.
Zabıta Hizmetleri Sınıfı talebi yükseliyor
Zabıta teşkilatının karşılaştığı risklerin, mesleğin doğasına uygun bir yasal düzenleme ile çözülmesi gerektiğini savunan Zabıta Derneği, 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nda köklü bir değişikliğe gidilmesini talep ediyor. Avukat Kardelen Akyüz, zabıta personelinin taşıdığı risklerin, çalışma şartlarının ve üstlendiği kamu gücünün göz önüne alınarak, müstakil bir Zabıta Hizmetleri Sınıfı oluşturulmasının artık bir zorunluluk olduğunu belirtti. Bu kapsamda, görev başında karşılaşılan fiziki ve hukuki risklere karşı etkin koruma mekanizmalarının güçlendirilmesi, mesleki risklerin özlük haklarına yansıtılması ve saldırıya uğrayan personelin yalnız bırakılmaması temel talepler arasında yer alıyor.
Basın açıklamasında, Mudanya'daki saldırının hukuki sürecinin sonuna kadar takipçisi olacaklarını belirten Akyüz, Tüm-Bel Sen, Türk Yerel Hizmet Sen, Bağımsız Yerel Hak Sen, Bem-Bir-Sen ve Yeni Yerel Sen gibi sendikaların da desteğiyle kamu görevlisine yönelik şiddete karşı tek bir irade ortaya koyduklarını vurguladı. Açıklama, kamu düzenini koruyanların da korunmaya hakkı olduğu vurgusuyla sona ererken, yetkililere acil yasal düzenleme çağrısı bir kez daha yinelendi.