Aydın Adnan Menderes Üniversitesi (ADÜ) Teknokent çatısı altında faaliyet gösteren Karya Farma HBX Ar-Ge Academy, sağlık teknolojileri alanında dikkat çekici bir inovasyon çalışmasına imza atmaya hazırlanıyor. Bilim dünyasının yakından takip ettiği bu yeni projede, doğanın sunduğu üç farklı ve güçlü bileşen; keçi sütü, incir lateksi ve örümcek ipeği, yara iyileştirme süreçlerini hızlandıracak yeni nesil bir kompozit biyomalzeme oluşturmak üzere bir araya getiriliyor. Laboratuvar ortamında geliştirilmesi planlanan bu özel yara örtüsü, geleneksel yöntemlerin bilimsel standartlarla modernize edilmesini amaçlıyor.
Stratejik patentlerden doğan yeni nesil inovasyon
Projenin temelinde, Karya Farma HBX Ar-Ge Academy’nin daha önce tescillediği HBX-HYD813 kodlu yara iyileştirici patentli çalışmaları yatıyor. Kurucu Hakan Başlık, kurum bünyesinde geliştirilen 18 farklı stratejik patentin, bu yeni inovasyon süreci için sağlam bir bilgi birikimi ve altyapı oluşturduğunu vurguluyor. Başlık, sadece ticari bir ürün ortaya koymayı değil, aynı zamanda Türkiye’nin biyoteknoloji alanındaki bilimsel kapasitesini artırmayı hedeflediklerini ifade ediyor. Bu çalışma, mevcut patentli teknolojinin daha ileri bir araştırma modeline dönüştürülerek, biyomalzeme dünyasında yeni bir soluk getirmesi bekleniyor.
Doğal bileşenlerin biyomedikal platformda uyumu
Araştırmanın en dikkat çekici yönlerinden biri, kullanılan doğal kaynakların işlenme biçimi olarak öne çıkıyor. Projede doğrudan doğal örümcek ağı kullanımı yerine, biyomedikal kullanıma uygun şekilde saflaştırılmış örümcek ipeği proteinleri taşıyıcı iskelet olarak tercih ediliyor. Keçi sütünden elde edilen biyoaktif peptitlerin yara yüzeyinde biyolojik destek sağlaması hedeflenirken, halk arasında incir sütü olarak bilinen Ficus carica lateksinden elde edilen fraksiyonların ise kontrollü bir şekilde sisteme dahil edilmesi planlanıyor. Bu üçlü yapı, yara bölgesinde nem dengesini koruyarak doku yenilenmesi için ideal bir mikroçevre oluşturmayı amaçlıyor.
Güvenlik öncelikli bilimsel yaklaşım
Projenin yürütülmesinde etkinlikten ziyade güvenlik kriterlerinin en üst seviyede tutulduğu belirtiliyor. Özellikle incir lateksinin yüksek konsantrasyonlarda cilt tahrişine yol açabilme riski nedeniyle, bilimsel ekip oldukça temkinli bir yol izliyor. Hakan Başlık, incir lateksinin doğrudan kullanımı yerine, kimyasal içeriğinin detaylı analiz edilerek güvenli konsantrasyon aralıklarının belirlenmesinin şart olduğunu vurguluyor. Eğer hücre kültürü çalışmalarında istenen güvenlik verileri elde edilemezse, araştırmanın keçi sütü ve örümcek ipeği temelli ikili bir sistem üzerinden devam ettirilmesi planlanıyor. Tüm bu süreçler, etik kurul onayları ve ileri biyouyumluluk testleri tamamlanmadan insan kullanımına yönelik herhangi bir aşamaya geçilmeyeceğinin altını çiziyor.