Deprem bilimci Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, Malatya'da yaşanan 5 büyüklüğündeki sarsıntıyı değerlendirirken, İstanbul için korku yaratan senaryolara karşı bilimsel verilerle yanıt verdi.
Malatya'nın Battalgazi ilçesinde meydana gelen 5 büyüklüğündeki deprem, bölge halkında tedirginliğe neden oldu. Konuyla ilgili CNN TÜRK ekranlarında önemli değerlendirmelerde bulunan Prof. Dr. Şener Üşümezsoy, bölgedeki fay yapısının büyük bir yıkıcı deprem üretme kapasitesine sahip olmadığını belirtti. Üşümezsoy, söz konusu fay hattının yapısı gereği 5 ile 6 büyüklüğü arasında değişen sarsıntılar üretmeye devam edebileceğini, ancak bunun çok daha büyük bir felakete dönüşmesinin beklenmediğini ifade etti.
Malatya'daki fay hareketliliğinin karmaşık bir yapıya sahip olduğunu vurgulayan Üşümezsoy, 2020 Sivrice depreminden bu yana bölgedeki stresin boşalmadığı noktalarda küçük kırılmaların yaşandığını hatırlattı. Sincik fayının baskısı nedeniyle fay hattının batıya doğru ilerlediğini belirten uzman isim, bu durumun sürekli ama orta ölçekli sarsıntıları beraberinde getirdiğini açıkladı.
Marmara'da büyük deprem beklentisi gerçeği yansıtıyor mu?
Olası bir Marmara depremi hakkındaki görüşlerini de yineleyen Prof. Dr. Üşümezsoy, kamuoyunda "boydan boya kırılacak" şeklinde ifade edilen büyük İstanbul depremi senaryolarına sert çıktı. Marmara Denizi'nin altındaki fay yapısının tek parça olmadığını belirten Üşümezsoy, enerji birikimi ve boşalım mekanizmalarının yanlış yorumlandığını savundu.
Fay hatlarının enerji biriktirme kapasitesine dikkat çeken Üşümezsoy, şu ifadeleri kullandı:
"Marmara'da 8 büyüklüğünde bir deprem beklemek, sayı saymayı bilmemekle eşdeğerdir. 1894 ve 1912 yıllarında kırılan faylar, bölgedeki enerjinin büyük kısmını zaten boşalttı. Bugün gördüğümüz küçük sarsıntılar, fayın akü gibi enerji biriktirmesi değil, aksine mevcut enerjiyi boşaltmasıdır. Silivri ve Kumburgaz arasındaki fay hattı 6 ile 6,5 büyüklüğünde sarsıntılar üretebilir ancak Yeşilköy'e kadar uzanan kesimde büyük bir kırılma riski görmüyoruz."
Bilgi kirliliğinin toplumu gereksiz yere paniğe sürüklediğini belirten Üşümezsoy, bilimsel verilerin haritalar üzerinden ezbere yorumlanmaması gerektiğini vurgulayarak, "İnsanları korkutmak yerine, bölgenin jeolojik gerçeklerini doğru anlatmak zorundayız" dedi.