Bolu'nun kuzeyindeki sarp dağlık alanlarda, doğanın kendi mucizesi olarak yetişen yabani fındıklar, kentin yaklaşık 100 yıllık bir geçmişe sahip olan geleneksel lezzeti Bolu Dağ fındığı şekerinin temelini oluşturuyor. Ancak bu eşsiz lezzetin geleceği, günümüzde ciddi bir hammadde tedarik sorunuyla karşı karşıya kalmış durumda. Bölgedeki dağ fındıklarını toplayarak ekonomiye kazandıran yerel halkın yaş ortalamasının her geçen yıl biraz daha yükselmesi, ormanlık alanlardan fındık toplama sürecini giderek daha zahmetli ve sürdürülemez bir hale getiriyor. Genç nesillerin bu zorlu toplama işine ilgi göstermemesi, asırlık bir geleneğin devamlılığı konusunda üreticileri endişelendiriyor.

Doğanın koruma altındaki mirası
Merkeşler köyü ve çevresindeki havza, Bolu fındığının ana vatanı olarak biliniyor. Değirmenbeli ve Avşar bölgelerini de kapsayan bu özel coğrafyada yetişen fındık ağaçları, herhangi bir müdahale olmaksızın tamamen doğal ortamlarında büyüyor. Bazıları asırlık yaşlara ulaşan ve boyları 30-40 metreyi bulan bu devasa ağaçlar, bölge halkı tarafından titizlikle korunuyor. Ağaçların kesilmesine izin verilmediği gibi, dökülen fındıklardan filizlenen genç fidanlar da doğal döngü içerisinde büyümeye devam ediyor. Merkeşler Köyü Muhtarı Fikret Erdoğan, bu fındıkların sadece bu sınırlı havzada yetiştiğini vurgulayarak, köylüler için önemli bir gelir kapısı olduğunu belirtiyor. Kabuklu olarak kilosu 300-350 lira bandında alıcı bulan bu değerli ürün, bölge ekonomisi için de kritik bir öneme sahip.

Dört saatlik zahmetli üretim süreci
Dağlardan büyük bir emekle toplanan yabani fındıkların, damaklarda iz bırakan bir şekere dönüşmesi ise oldukça meşakkatli bir süreci beraberinde getiriyor. Toplanan fındıklar, önce kurutulma aşamasından geçiyor. Ardından, alttan ısıtmalı özel tamburlara alınan fındıklar, yaklaşık dört saat boyunca ustalıkla hazırlanan şerbetle buluşturuluyor. Bu işlem sırasında her beş dakikada bir fındıkların üzerine azar azar şerbet ilave edilerek, şekerin fındığa tam olarak işlemesi sağlanıyor. Saatler süren bu sabırlı çalışma, Bolu'nun coğrafi işaretli fındık şekerinin o kendine has lezzetini ortaya çıkarıyor. Şehir dışından gelen turistlerin ve yerel halkın yoğun ilgi gösterdiği bu ürün, özellikle hediyelik eşya olarak büyük rağbet görüyor.

Gelenek dördüncü kuşakta devam ediyor
Bolu'da yaklaşık 100 yıldır bu geleneği sürdüren ailenin dördüncü kuşak temsilcisi Meral Gerede, dedelerinin badem şekerinden esinlenerek başlattığı bu üretimi bugünlere taşımanın gururunu yaşıyor. Coğrafi işaret tesciliyle birlikte ürünün bilinirliğinin arttığını belirten Gerede, kendi oğlunun da bu mesleği devralmaya istekli olduğunu ifade ederek, fındık şekerinin artık Bolu'nun bir tarihi mirası haline geldiğini vurguluyor. Ancak tüm bu çabalara rağmen, hammaddeye ulaşım noktasındaki sıkıntılar devam ediyor. Gerede, fındığı kırıp getiren yaşlı nüfusun artık zorlandığını belirterek, devlet desteğiyle bir kooperatif kurulmasının, bu geleneksel üretimin geleceğini güvence altına alabileceğini savunuyor. Aksi takdirde, asırlık bir lezzet hikayesi, hammadde eksikliği nedeniyle tarihe karışma riskiyle karşı karşıya kalabilir.




