Bursa Dağ Yöresi'nin köklü geçmişini ve unutulmaya yüz tutan geleneklerini mercek altına alan DAĞDER Nilüfer Şubesi, dördüncü kez düzenlediği Kültür Buluşmaları ile önemli bir tartışmanın fitilini ateşledi. Eğitimci-Yazar Mustafa Doğru'nun moderatörlüğünde gerçekleşen etkinlikte, yöre kültürünün aslına uygun şekilde gelecek kuşaklara aktarılması gerektiği vurgulanırken, son yıllarda popülerleşen bazı etkinliklerin kültürel yozlaşmaya neden olduğu ifade edildi. Programa katılan çok sayıda yöre sakini, sanayici ve dernek temsilcisi, kültürel mirasın korunması konusundaki ortak endişelerini dile getirdi.
Kültürel yozlaşmaya karşı ortak duruş
Etkinliğin en dikkat çekici çıkışlarından biri Eğitimci-Yazar Özer Güleç'ten geldi. Güleç, özellikle son dönemde bazı dernekler tarafından organize edilen ve yöreye aitmiş gibi lanse edilen şalvar gecesi etkinliklerine sert tepki gösterdi. Şalvarın Türk kültüründe yer alan bir giysi olduğunu ancak Dağ Yöresi'nin gelenekleri arasında şalvar gecesi diye bir uygulamanın bulunmadığını belirten Güleç, bu tür organizasyonların ticari kaygılarla yapıldığını ve kültürel dokuyu bozduğunu savundu. Yörede kına gecesi ve bakır gecesi gibi köklü geleneklerin varlığına dikkat çeken Güleç, kültürel faaliyetlerin aslından koparılmasının kabul edilemez olduğunu ifade etti.
Sahne performanslarında kimlik karmaşası
Programda söz alan bir diğer isim olan halk ozanı ve araştırmacı Menteşeli Cengiz ise halk oyunları ve müzik icralarındaki bozulmalara dikkat çekti. Kendi köyü olan Keles'in Menteşe köyünden yola çıkarak bugüne kadar 10 resmi albüm hazırladığını belirten Cengiz, bir etkinlikte kadınların yöresel kıyafetler giymelerine rağmen erkek oyunları oynamasına şahit olduğunu ve buna karşı çıktığını anlattı. Cengiz, her yörenin kendine has figürleri ve müzik anlayışı olduğunu belirterek, kadınların kendi yöresel kaşık havaları ve oyunlarıyla sahneye çıkması gerektiğini, aksi takdirde kültürün temsil edilemeyeceğini vurguladı. Gösterişli sahne sunumlarının, eserin doğru icra edildiği anlamına gelmediğini belirten sanatçı, yeniliğe karşı olmadığını ancak yöresel kimliğin korunması gerektiğini yineledi.
Geçmişin eğitim merkezleri: Delikanlı odaları
Özer Güleç, konuşmasında geçmişin sosyal yaşamına da ışık tutarak delikanlı odalarının önemine değindi. Bu odaların sadece birer toplanma yeri değil, gençlere saygı, sevgi, dayanışma ve misafirperverlik gibi temel değerlerin öğretildiği birer halk eğitim merkezi olduğunu belirten Güleç, kültürel çalışmaların kişisel veya siyasi nedenlerle yok sayılmaması gerektiğini ifade etti. Menteşeli Cengiz ve Fahrettin Beşli ile birlikte köy köy dolaşarak yöre türkülerini, çocuk oyunlarını ve düğün geleneklerini araştırdıklarını hatırlatan Güleç, bu mirasın korunması için DAĞDER'in bir okul niteliğinde olduğunu belirtti. Etkinlik, yöre kültürünün yozlaştırılmadan, özgün yapısıyla yaşatılması gerektiği mesajıyla sona erdi.