Bursa’nın sanat dünyasında önemli bir yere sahip olan Akeramos Sanat Merkezi, kuruluşunun onuncu yıl dönümünü oldukça anlamlı ve iddialı bir projeyle taçlandırıyor. Ateşten Doğan Atlar Karma Seramik Sergisi, ismini aldığı coğrafyanın ruhuyla bütünleşerek Kapadokya’nın kalbinde, Avanos’ta bulunan Güray Yeraltı Seramik Müzesi’nde kapılarını sanatseverlere açtı. 24 Ekim tarihinde başlayan bu özel sergi, 5 Kasım 2026 tarihine kadar bölgeyi ziyaret eden yerli ve yabancı turistlerin yanı sıra sanat tutkunları için de eşsiz bir durak olmayı sürdürecek. Peribacalarının gölgesinde, toprağın ve ateşin binlerce yıllık hikayesini anlatan eserler, ziyaretçilerini adeta zamanın ötesinde bir yolculuğa çıkarıyor.
Taşın hafızası ve atın özgürlüğü
Serginin temelini oluşturan manifestoda, at figürü yalnızca estetik bir obje olarak değil; güç, cesaret, özgürlük ve yaşamın bitmek bilmeyen çabasının bir sembolü olarak tanımlanıyor. Kapadokya’nın kadim topraklarında taşın hafızası ile sanatçının ruhunun buluştuğu bu özel seçkide, atın yelelerinde rüzgarın hızı, adımlarında ise zamanın ritmi hissediliyor. Sanatçılar, seramik formlarını ateşle sınayarak kırılganlık ile direnç arasındaki o ince çizgide yeniden var ediyor. Her bir eser, insanın içindeki sınırları aşma arzusunu ve bilinmeyene doğru korkusuzca yürüme cesaretini yansıtan birer manifesto niteliği taşıyor. Sergide yer alan çalışmalar, izleyiciye hızın sadece bir hareket değil, aynı zamanda bir değişim ve dönüşüm süreci olduğunu hatırlatıyor.
Bursa’dan Kapadokya’ya uzanan sanat köprüsü
Akeramos Sanat Merkezi Sanat Direktörü ve küratör Aysun Çölbayır Diniz, bu serginin sadece bir yıl dönümü kutlaması olmadığını, aynı zamanda Bursa’daki üretim disiplininin Türkiye’nin farklı coğrafyalarına taşınması olduğunu vurguluyor. Kapadokya’nın tercih edilmesinin tesadüf olmadığını belirten Diniz, bölgenin tarih boyunca atlarla kurduğu derin kültürel bağın, sergilenen heykelsi yorumlarla mükemmel bir uyum yakaladığını ifade ediyor. Akeramos’un on yıllık birikimini yansıtan bu sergi, sanatçıların kendi izlerini toprağa bırakırken atın ruhundan yakaladıkları coşkuyu ve sessiz gücü gözler önüne seriyor. Müzenin atmosferi, eserlerin taşıdığı evrensel belleği güçlendirerek izleyiciyle sanat eseri arasındaki bağı derinleştiriyor.
Yirmi beş sanatçının ortak imzası
Sergide, Akeramos Sanat Grubu bünyesinde bir araya gelen yirmi beş farklı sanatçının emeği bulunuyor. Arzu Şekercioğlu, Ayfer Evren, Aysun Çölbayır Diniz, Ayşe Ünal, Ayşen Köse, Betül Gizdeş, Elif Erdursun, Elif Serttepe, Ferahi Arpaç Öztimur, Gamze Berber, Gamze Hüzmen Aksoy, Hilal Ülker Çahantimur, Hilal Maner, İpek Ekim, Mirna Biyediç, Nesrin Turşucular, Nihan Alpay, Rüyam Küçüksüleymanoğlu, Saba Solaksubaşı, Semra Bırçak, Serpil Ocak, Sevinç Özersan, Tülin Öztürk, Yeşim Ete ve Zeynep İbiş’in imzasını taşıyan eserler, seramik sanatının sınırlarını zorluyor. Her bir sanatçının kendi özgün yorumuyla şekillendirdiği at figürleri, serginin genelinde bir bütünlük oluşturarak izleyiciyi kendi varoluşunu sorgulamaya ve yaşamın akışına cesaretle katılmaya davet ediyor. Kapadokya’nın mistik atmosferinde, topraktan yükselen bu formlar, özgürlüğün ve sanatın sınır tanımadığını bir kez daha kanıtlıyor.