Çanakkale'nin Ayvacık ilçesine bağlı Küçükkuyu beldesinde yaşayan 47 yaşındaki Yalçın Arslan, uzun yıllar boyunca çektiği şiddetli baş ağrılarını dindirmek için başvurduğu yöntemin hayatını nasıl bir çıkmaza sürüklediğini acı bir tecrübeyle öğrendi. On sekiz yıllık evliliklerinde 13 ve 10 yaşlarında iki erkek çocuk sahibi olan Arslan çifti, yaklaşık beş yıl boyunca devam eden bu ağrıları hafifletmek adına kontrolsüz bir şekilde ağrı kesici ilaçlar tüketti. Ancak bu masum görünen alışkanlık, zamanla vücudun sessiz çalışan organlarını derinden etkileyerek geri dönüşü zor bir sürece kapı araladı. Yaklaşık dört ay önce mide bulantısı ve şiddetli baş ağrısı şikayetleriyle acil servisin kapısını çalan Yalçın Arslan, yapılan detaylı tetkiklerin ardından böbrek yetmezliği teşhisiyle sarsıldı.
Bilinçsiz ilaç kullanımı böbrekleri nasıl iflas ettiriyor?
Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Organ Nakil Merkezi Müdürü Prof. Dr. Cabir Alan, bu tür vakaların toplumda çok sık görüldüğüne dikkat çekerek önemli uyarılarda bulundu. Prof. Dr. Alan, uzun süreli ve düzensiz ağrı kesici kullanımının böbreklere giden kan akışını ciddi oranda azalttığını ve bu durumun böbrek dokusunda kalıcı hasarlara yol açtığını belirtti. Özellikle hipertansiyon veya diyabet gibi kronik rahatsızlıkları olan bireylerde bu riskin katlanarak arttığını vurgulayan uzmanlar, doktor kontrolü dışında kullanılan her ilacın aslında böbrek fonksiyonlarını yavaş yavaş tükettiğini ifade ediyor. Yalçın Arslan'ın yaşadığı süreç, bu sessiz tehlikenin ne kadar yıkıcı olabileceğini gözler önüne sererken, uzmanlar hastaların düzenli ilaç kullanımı gerektiren durumlarda mutlaka böbrek değerlerini takip ettirmeleri gerektiğinin altını çiziyor.
Eşinin fedakarlığı diyaliz sürecini engelledi
Teşhisin ardından diyaliz makinesine bağlanma ihtimaliyle karşı karşıya kalan Yalçın Arslan için eşi Seval Arslan, hiç düşünmeden donör olmaya karar verdi. Türkiye'de kadavradan organ bağışının yetersizliği nedeniyle uzun bekleme listelerine girmek yerine, canlıdan canlıya nakil seçeneğini değerlendiren çift, ÇOMÜ Organ Nakil Merkezi'ne başvurdu. Yapılan doku ve kan uyumu testlerinin olumlu sonuçlanmasıyla birlikte, yaklaşık on gün önce gerçekleştirilen başarılı bir operasyonla Seval Arslan'ın böbreği eşine nakledildi. Ameliyat sonrası sağlığına kavuşan Yalçın Arslan, eşinin bu büyük fedakarlığı sayesinde yeniden hayata tutunduğunu belirterek, yaşadığı süreci büyük bir minnetle anlattı. Seval Arslan ise eşinin diyalize girmesine gönlünün razı olmadığını ifade ederek, organ bağışının bir hayatı nasıl baştan aşağı değiştirebileceğini vurguladı.
Kadavra bağışında dünya standartlarının gerisindeyiz
Organ nakli süreçlerine dair değerlendirmelerde bulunan Doç. Dr. Hasan Anıl Kurt, Türkiye'nin canlı vericiden nakil konusunda dünyada oldukça güçlü bir konumda olduğunu ancak kadavra bağışı noktasında aynı başarıyı yakalayamadığını belirtti. Beyin ölümü gerçekleşmiş hastalardan yapılan bağışların, birçok insan için tek umut kapısı olduğunu hatırlatan Doç. Dr. Kurt, e-Nabız ve e-Devlet üzerinden yapılan bağışların hayat kurtarıcı önemine değindi. Bir kişinin organlarının, birden fazla hastaya yeniden yaşam şansı sunabileceğini belirten uzmanlar, toplumdaki organ bağışı farkındalığının artırılması için çalışmaların devam ettiğini ifade ediyor. Yalçın ve Seval Arslan çiftinin hikayesi, hem bilinçsiz ilaç kullanımının tehlikelerine karşı bir uyarı niteliği taşıyor hem de organ bağışının bir aileye nasıl umut ışığı olabileceğini kanıtlıyor.