Gökçeada denince akla bakir koylar ve sakinlik gelir. Ama adanın 14 kilometre içerisinde öyle bir köy var ki, zamanın nasıl durduğunu gözler önüne seriyor. Bir zamanlar Balkanlar'ın en büyük köylerinden biri olan Dereköy, şimdi terk edilmiş evleriyle ziyaretçilerini karşılıyor.

Piri Reis'in bahsettiği yer
Dereköy'ün tarihi 16. yüzyıla kadar uzanıyor. Ünlü denizci Piri Reis, eserlerinde bu bölgeden bahseden iki yerleşim yerinden biri olarak Dereköy'ü gösteriyor. O dönemlerde köy, 22 kahvehane, 2 sinema ve 3 zeytinyağı imalathanesiyle adeta bir cazibe merkeziydi. Berberler, terziler ve bakkallar köyün çarşısını dolduruyordu.

Köyü terk eden Rumlar
Dereköy'ün kaderi 1960 ile 1970 yılları arasında değişti. Köyde yaşayan Rumlar, evlerini bırakıp çeşitli ülkelere göç etti. Bu göç dalgası köyün sonunu getirdi. Yaşamın durmasıyla birlikte yapılar bakımsız kaldı ve zamanla harabeye döndü. Bugün köydeki yaklaşık 250 yıllık Rum evleri, yıkık duvarları ve kapanmış kepenkleriyle 'hayalet köy' görüntüsü veriyor.

Peki bu köy şimdi ne durumda?
Tarihi dokusunu büyük ölçüde koruyan Dereköy, bu haliyle bile her yıl çok sayıda yerli ve yabancı turisti çekiyor. İnsanlar bu sessiz sokaklarda gezerken, bir zamanlar burada nasıl bir hayat olduğunu merak ediyor. Köyün son hali dronla havadan da görüntülendi. Görüntüler, zamana direnen bu yerleşimin ne kadar etkileyici olduğunu bir kez daha ortaya koydu.

Yıkılmaya yüz tutmuş bu evlerin geleceği ne olacak? Dereköy'ün restore edilip eski canlılığına kavuşması için bir adım atılacak mı? Şimdilik cevabı belirsiz ama köy, sessizliğiyle hikayesini anlatmaya devam ediyor.


