Türkiye genelinde uzun yıllardır faili meçhul kalan ve ailelerin adalet arayışını sürdürdüğü 6 ayrı cinayet dosyası, Adalet Bakanlığı'nın başlattığı kapsamlı incelemeler sonucunda yeniden aydınlatıldı. Bursa'dan Siirt'e, Diyarbakır'dan Muş'a kadar uzanan geniş bir coğrafyada gerçekleştirilen bu operasyonlar, geçmişin izlerini süren dedektiflik çalışmalarının ve gelişen kriminal teknolojilerin bir başarısı olarak kayıtlara geçti. Bakan Akın Gürlek tarafından duyurulan gelişmeler, yıllardır cevap bekleyen soruların yanıt bulmasını sağladı.

Yıllar sonra gelen DNA eşleşmesi ve kan davaları
Diyarbakır'ın Bismil ilçesinde 2014 yılında dere yatağında bulunan kemik parçaları, uzun süre kimliksiz kalmıştı. Ancak dosyanın yeniden açılmasıyla birlikte, 2013 yılında kaybolan Dilek Kalkan'ın izine ulaşıldı. Yapılan DNA incelemeleri, kemiklerin Kalkan'a ait olduğunu yüzde 99,99 oranında doğruladı. Soruşturma derinleştirildiğinde, Kalkan'ın kaybolduğu dönemde hamile olduğu ve çevresindeki bazı şüphelilerin telefon sinyallerinin cesedin bulunduğu bölgeyle örtüştüğü tespit edildi. Bu bulgular ışığında düzenlenen operasyonlarda 6 kişi gözaltına alındı. Öte yandan Muş'un Hasköy ilçesinde 1988 yılına dayanan köklü bir kan davasının 2011 yılında Felemez Kulaç'ın ölümüyle sonuçlandığı ortaya çıkarıldı. Yıllarca kapalı kalan dosya, yeni delillerle tekrar işleme konuldu ve 11 şüpheli hakkında yasal süreç başlatıldı.

Teknolojik takip ve şüpheli hareketler
Bursa'nın Mustafakemalpaşa ilçesinde 2020 yılında 7 yaşındaki Medine Kesmeni'nin hayatını kaybettiği trafik kazası benzeri olayda, olay yerinde bulunan far parçaları yıllar sonra kilit rol oynadı. PTS kayıtlarının yeniden taranması ve şüpheli aracın tamir süreçlerinin izlenmesiyle Erkan Edincik tutuklandı. Benzer bir titiz çalışma Nevşehir'in Ürgüp ilçesinde 2008 yılında işlenen Sedat Ünal cinayetinde de uygulandı. Kayseri'deki bir kumarhaneden ayrıldıktan sonra öldürülen Ünal'ın dosyasında, olay gecesi telefonlarını kapatan şüphelilerin baz istasyonu kayıtları ve kıyafetlerde bulunan kan örnekleri, 18 yıl sonra adaletin tecelli etmesini sağladı. İzmir'in Torbalı ilçesinde ise 2026 yılında yaşanan Mehmet Köstekçi cinayeti, kamera görüntüleri ve HTS kayıtlarının çapraz sorgusuyla kısa sürede çözülerek 8 şüphelinin yakalanmasıyla sonuçlandı.

Cesedi bulunamayan cinayete iddianame
Siirt'in Baykan ilçesinde 2024 yılında kaybolan Mekiye Akyel dosyası, ceset bulunamamasına rağmen hukuk tarihine geçecek bir gelişmeye sahne oldu. Akyel'in kardeşinin katıldığı bir televizyon programının ardından başlatılan resen soruşturmada, dijital izlerin tamamen kesilmesi ve şüphelilerin çelişkili ifadeleri delil kabul edildi. HTS kayıtları, Akyel'in son sinyal verdiği bölgede eski eşi ve yakınlarının da bulunduğunu kanıtladı. Siirt Cumhuriyet Başsavcılığı, ceset olmasa dahi toplanan tüm verileri birleştirerek töre saikiyle işlendiği değerlendirilen cinayet için iddianame hazırladı. Bu dosya, dijital ayak izlerinin ve tanık beyanlarının, fiziksel kanıt eksikliğinde dahi adaleti sağlamaya yetebileceğini gösteren önemli bir örnek teşkil etti.
