Nobel ödüllü bilim insanı Prof. Dr. Aziz Sancar, Diyarbakır Dicle Üniversitesi 15 Temmuz Kültür ve Kongre Merkezi Cahit Sıtkı Tarancı Salonu'nda düzenlenen Bir ömür bilime, bir ömür insanlığa başlıklı söyleşide öğrencilerle bir araya geldi. Yoğun bir ilginin olduğu etkinlikte, bilim dünyasındaki başarılarının yanı sıra kişisel yaşamına dair samimi itiraflarda bulunan Sancar, Diyarbakır ile olan derin bağlarını ilk kez bu kadar detaylı bir şekilde paylaştı. Etkinliğe, 24’üncü ve 27’nci Dönem AK Parti Diyarbakır Milletvekili Oya Eronat, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, rektör yardımcıları Prof. Dr. Mehmet Siraç Özerdem, Prof. Dr. Velat Şen ve Prof. Dr. Vahap Özpolat, Genel Sekreter Prof. Dr. Mustafa Uğurlu Arslan, akademisyenler, öğrenciler ve çok sayıda davetli katıldı.

Diyarbakır ile kurulan köklü bağlar
Mardin'in Savur ilçesinde dünyaya geldiğini hatırlatan Prof. Dr. Sancar, Diyarbakır ile olan ilişkisinin sadece akademik bir ziyaretle sınırlı olmadığını vurguladı. Babaannesinin Diyarbakırlı olduğunu belirten Sancar, kendisini hem Mardinli hem de Diyarbakırlı olarak tanımladığını ifade etti. Askerlik görevini Diyarbakır'da yaptığını ve profesörlük kariyerinin ardından Birleşmiş Milletler programı kapsamında yine bu şehirde mikrobiyoloji dalında ders verip araştırmalar yürüttüğünü anlatan Sancar, bölgeye olan sevgisini her fırsatta dile getirdiğini belirtti. Türk dünyasından gelen davetlerde hiçbir ücret talep etmediğinin altını çizen Sancar, Nobel ödüllü bilim insanlarının konferanslar için yüksek meblağlar talep edebildiğini ancak kendisinin Türk devletlerine olan vefasını her zaman ön planda tuttuğunu söyledi. Hayatında ilk defa bu denli büyük bir kalabalığa hitap ettiğini belirten Sancar, Diyarbakır'ın kendisi için özel bir yeri olduğunu bir kez daha yineledi.

Beyin kanseri tedavisinde kritik aşama
Söyleşinin bilimsel kısmında beyin kanseri tedavisine yönelik yürüttükleri çalışmalara değinen Prof. Dr. Sancar, elde ettikleri ilerlemelerin heyecan verici olduğunu ancak henüz klinik aşamaya geçmediklerini belirtti. Tedavi yöntemleri konusunda önemli bir mesafe katettiklerini ifade eden Sancar, bu yöntemin insanlar üzerinde kesin sonuç verip vermeyeceğinin ancak daha kapsamlı analizler ve büyükbaş hayvanlar üzerinde yapılacak deneylerle anlaşılabileceğini vurguladı. Bilimsel gerçekliğin sınırlarını çizen Sancar, kendisine ulaşan duygusal yardım taleplerine de değindi. İnsanlardan gelen annem veya kızım ölüyor şeklindeki mektupların kendisini derinden etkilediğini belirten Sancar, henüz o seviyeye ulaşamadıkları için çaresizlik hissettiğini ifade etti. Bilimsel çalışmaların sabır ve zaman gerektirdiğini hatırlatan Sancar, öğrencilere umutlu olmaları ancak gerçeklerden de kopmamaları gerektiği mesajını verdi.

Bilim yolunda bir ömür
Söyleşi boyunca öğrencilerin sorularını da yanıtlayan Sancar, bilimsel merakın ve disiplinli çalışmanın önemine vurgu yaptı. Gençlere, bilimin sadece laboratuvarlarda değil, topluma hizmet etme arzusuyla birleştiğinde gerçek değerini bulacağını anlatan Sancar, kendi hayatından örneklerle azmin önemini pekiştirdi. Program, Prof. Dr. Sancar'ın sunumunun ardından kendisine takdim edilen hediyeler ve toplu fotoğraf çekimi ile sona erdi. Diyarbakır'daki bu buluşma, hem bilimsel bir vizyonun paylaşılmasına hem de bir bilim insanının köklerine olan vefasının bir göstergesi olarak hafızalara kazındı. Sancar'ın samimi tavırları ve gençlerle kurduğu doğrudan iletişim, salondaki katılımcılar tarafından büyük bir takdirle karşılandı. Bilim dünyasının zirvesindeki bir ismin, kendi topraklarına dönerek gençlere ilham vermesi, üniversite camiasında uzun süre konuşulacak bir anı olarak yerini aldı.


