İsviçre'nin Cenevre kentinde Uluslararası Kızılhaç ve Kızılay Dernekleri Federasyonu (IFRC) ev sahipliğinde gerçekleştirilen İklim Eylem Zirvesi Liderler Diyaloğu Programı, iklim değişikliğiyle mücadelede yeni bir stratejik yaklaşımın habercisi oldu. COP31 Başkanı ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum, dünya genelindeki Kızılhaç ve Kızılay yöneticilerine hitaben yaptığı konuşmada, iklim krizinin artık teorik bir risk olmaktan çıkıp günlük yaşamın en sert gerçekliği haline geldiğini ifade etti. Nepal'de yaşanan felaketleri bir uyarı olarak nitelendiren Kurum, kriz sonrası müdahale kapasitesinin ötesine geçerek, kriz öncesi hazırlık ve yerel dayanıklılığın artırılması gerektiğini vurguladı. Bakan Kurum, COP31'in temel felsefesinin diyalog, uzlaşı ve aksiyon üçgeninde şekillendiğini belirterek, küresel hedeflerle sahadaki gerçeklik arasındaki uçurumun kapatılmasının zorunlu olduğunu dile getirdi.

Uygulama odaklı bir iklim diplomasisi
Bakan Kurum, iklim politikalarının başarısını ölçmek için artık sadece alınan kararlara değil, bu kararların mahallelerde, köylerde ve şehirlerde yarattığı somut iyileşmelere bakacaklarını belirtti. Özellikle erken uyarı sistemlerinin en kırılgan topluluklara ulaşmadığı sürece işlevsiz kalacağını savunan Kurum, 2027 yılına kadar herkesin bu sistemlerle korunması hedefini yineledi. Teknolojiye yerel bilginin ve toplumsal güvenin eklenmesi gerektiğini belirten Kurum, Kızılhaç ve Kızılay'ın saha tecrübesinin bu noktada vazgeçilmez bir imkan sunduğunu ifade etti. İklim finansmanının da doğru projelerle ve doğru aktörlerle buluşturulması gerektiğini vurgulayan Bakan, İklim Uygulama Köprüsü projesiyle ulusal önceliklerin finansal kaynaklarla eşleştirilmesinin hedeflendiğini açıkladı.

İnsani dayanışmanın coğrafyası yoktur
Türkiye'nin 6 Şubat depremlerinde uluslararası dayanışmanın gücünü bizzat tecrübe ettiğini hatırlatan Bakan Kurum, bu tecrübenin iklim kriziyle mücadelede de bir rehber olması gerektiğini belirtti. Federasyonun deprem sonrası Türkiye'ye verdiği desteğin unutulmayacağını ifade eden Kurum, insani yardımın sınır tanımayan bir sorumluluk olduğunu vurguladı. Bu bağlamda Gazze'deki insani krize de dikkat çeken Kurum, bölgeye yardımların engelsiz ve hızlı bir şekilde ulaştırılması için uluslararası toplumu vicdani bir sorumluluğa davet etti. İnsan onurunun her türlü siyasi ve askeri çatışmanın üzerinde tutulması gerektiğini belirten Kurum, Türkiye'nin bu konudaki kararlı duruşunu yineledi.

Antalya'dan dünyaya kalıcı bir miras
COP31 sürecinin merkezine insanı yerleştirdiklerini belirten Bakan Kurum, tüm ulusal dernekleri Antalya'da gerçekleştirilecek zirveye aktif katılım sağlamaya çağırdı. Antalya'nın sadece bir toplantı yeri değil, küresel iklim eyleminde bir uygulama merkezi olmasını hedeflediklerini söyleyen Kurum, zirveden geriye sadece kağıt üzerinde kalan kararlar değil, insanların hayatına dokunan kalıcı sonuçlar bırakmak istediklerini ifade etti. İklim dayanıklı şehirler ve dinamik sağlık sistemleri gibi başlıkların, yerel kapasitenin güçlendirilmesiyle mümkün olacağını belirten Kurum, IFRC ile olan iş birliğini daha da derinleştirerek, iklim krizinin yarattığı tahribatı en aza indirmek için kararlılıkla çalışmaya devam edeceklerini sözlerine ekledi.