Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nde düzenlenen KKTC Bağımlılıkla Mücadele Sempozyumu, Türkiye ve KKTC arasındaki iş birliğinin yeni bir boyutunu gözler önüne serdi. Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, sempozyum kapsamında KKTC Başbakanı Ünal Üstel, alanında uzman akademisyenler ve her iki ülkenin ilgili kurum temsilcileriyle bir araya gelerek bağımlılıkla mücadele stratejilerini masaya yatırdı. Yılmaz, bu buluşmanın sadece bir fikir alışverişi değil, aynı zamanda ortak bir geleceği koruma iradesinin somut bir göstergesi olduğunu belirtti.
Bağımlılıkla mücadelede çok boyutlu tehdit
Yılmaz, sosyal medya hesabı üzerinden yaptığı değerlendirmelerde, bağımlılığın günümüzde sadece bireyleri değil, aile yapısını ve toplumsal dokuyu derinden sarsan çok katmanlı bir sorun haline geldiğine dikkat çekti. Bağımlılık kavramının artık sadece uyuşturucu veya tütün ürünleriyle sınırlı kalmadığını; teknoloji bağımlılığı, dijital oyunlar, sanal bahis ve kumar gibi modern çağın getirdiği yeni tehditleri de kapsadığını ifade etti. Bu geniş yelpazedeki tehlikelere karşı, sadece tedavi odaklı değil, önleyici politikaların merkeze alındığı bir yaklaşımın şart olduğunu vurguladı.

Güçlü koordinasyon ve önleyici politikalar
Toplumsal sağlığı korumak adına atılacak adımların önemine değinen Cumhurbaşkanı Yardımcısı, en etkili savunma mekanizmasının aileleri ve çocukları merkeze alan, tedavi süreçlerini sosyal uyum programlarıyla destekleyen güçlü bir koordinasyon mekanizması olduğunu belirtti. Yılmaz, bu tehditlere karşı verilecek en güçlü cevabın, kurumlar arası iş birliği ve kararlı bir duruşla mümkün olacağını dile getirdi.

Türkiye'nin tecrübesi KKTC'nin hizmetinde
Türkiye'nin sahip olduğu kurumsal tecrübe ve saha birikimini KKTC ile paylaşmaya devam edeceklerini belirten Yılmaz, Kıbrıs Türkü'nün çocuklarını ve ortak geleceği bağımlılığın her türlüsünden korumak için her türlü desteği vermeye hazır olduklarını yineledi. Sempozyumun, bağımlılığa karşı yürütülen ortak mücadeleyi güçlendirecek somut adımlara vesile olmasını dileyen Yılmaz, emeği geçen tüm uzmanlara ve katılımcılara teşekkürlerini iletti. Bu iş birliği, iki ülke arasındaki kardeşlik bağlarının toplumsal sorunların çözümünde de ne kadar etkin kullanılabileceğinin bir kanıtı olarak değerlendiriliyor.