Dünyanın önde gelen yatırım bankaları Citi ve Goldman Sachs, haziran ayı enflasyon verilerini mercek altına alarak Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın olası hamlelerine yönelik yeni projeksiyonlarını paylaştı.
Ekonomi dünyasında gözler merkez bankalarının atacağı adımlara çevrilmişken, küresel finans kuruluşlarından Türkiye'ye dair dikkat çekici analizler gelmeye devam ediyor. Haziran ayı enflasyon rakamlarının ardından raporlarını güncelleyen Citi ve Goldman Sachs, dezenflasyon sürecinin hızı ve faiz politikalarının geleceği konusunda farklı perspektifler sundu.
Citi'den faiz indirimi için temkinli sinyal
Citi ekonomistleri İlker Domaç ve Gültekin Işıklar, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası'nın yılın ikinci yarısında faiz indirimi yapmak için oldukça kısıtlı bir manevra alanına sahip olduğunu belirtti. Piyasa beklentilerinin aksine, yıl sonu politika faizi tahminini yüzde 35 seviyesinde konumlandıran Citi, ekonomik aktivitedeki yavaşlama sinyallerinin Merkez Bankası'nı kısa vadede farklı stratejilere itebileceğine dikkat çekti.
Raporda, özellikle hizmet enflasyonundaki katılık ve işlenmiş gıda fiyatlarındaki beklenmedik artışların dezenflasyon sürecini zorlaştırdığı vurgulandı. Citi, yıl sonu enflasyon hedefini yüzde 31 olarak korurken, risk dengesinin yukarı yönlü olduğuna işaret etti.
Goldman Sachs'tan "faiz indirimi yok" mesajı
ABD merkezli yatırım bankası Goldman Sachs ise çok daha mesafeli bir duruş sergiledi. Manşet enflasyondaki sınırlı düşüşün çekirdek enflasyon göstergelerindeki bozulmayı gölgelememesi gerektiğini savunan banka, 2026 yılının son çeyreğine kadar faiz indirimi beklemediklerini açıkladı.
Goldman Sachs analistleri, haziran ayındaki aylık enflasyon yavaşlamasının büyük oranda mevsimsel etkilerden kaynaklandığını, ancak çekirdek göstergelerin ve medyan enflasyonun Türk lirasındaki değer kaybının etkilerini yansıtmaya devam ettiğini belirtti.
Yapısal sorunlar beklentileri zorluyor
Her iki kurumun ortak noktasını ise fiyatlama davranışlarındaki yapısal bozulmalar ve çıpalanmamış enflasyon beklentileri oluşturuyor. Uzmanlar, enerji fiyatlarındaki olası iyileşmelere rağmen, hizmet sektöründeki yüksek seyir ve rekabet gücüne yönelik endişelerin, para politikasında uzun süre "temkinli" kalmayı zorunlu kıldığını ifade ediyor. Türkiye'nin 2026 ve 2027 yılları için belirlenen hedeflere ulaşmasının, dezenflasyon sürecindeki kararlılığa bağlı olduğu bir kez daha altı çizilen konular arasında yer aldı.