ABD kabinesinde Avrupa'daki askeri varlığın geleceği konusunda yaşanan fikir ayrılıkları, Dışişleri ve Savunma bakanlıklarını karşı karşıya getirdi.
Washington'da Avrupa politikası üzerine yürütülen tartışmalar, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun Savunma Bakanı Pete Hegseth'in radikal planına müdahale etmesiyle yeni bir boyut kazandı. The Wall Street Journal'ın aktardığı bilgilere göre, Hegseth'in Avrupa'daki Amerikan askeri personelinin sayısını düşürmeyi hedefleyen önerisi, Rubio'nun vetosuna takıldı.
Brüksel'deki NATO yetkililerine sunulması planlanan bu tasarının, üst düzey yönetim kademesinde yarattığı rahatsızlık üzerine revize edildiği belirtiliyor. Hegseth'in planı doğrudan uygulamaya koymak yerine, Avrupa'daki askeri kapasitenin altı ay sürecek bir inceleme sürecine tabi tutulması yönünde bir uzlaşıya varıldığı kaydedildi.
Yönetim içinde derinleşen görüş ayrılığı
Bu olay, Trump'ın "Önce Amerika" vizyonu ile geleneksel NATO ittifakı arasındaki gerilimin somut bir yansıması olarak görülüyor. Hegseth, Avrupa ülkelerinin kendi savunma yükümlülüklerini daha fazla üstlenmesi gerektiğini savunurken, Rubio'nun bu müdahalesi Dışişleri Bakanlığı'nın savunma stratejilerindeki ağırlığını yeniden ortaya koydu.
Cumhuriyetçi kanatta ise asker sayısındaki ani bir düşüşün, NATO'nun caydırıcılık gücünü zayıflatacağı ve Rusya'ya karşı stratejik bir boşluk yaratacağı endişesi hakim. Özellikle Kongre'deki bazı isimler, Avrupa'daki askeri varlığın hızlı bir şekilde azaltılmasının jeopolitik riskleri artırabileceği konusunda uyarıyor.
Polonya örneği ve zirve öncesi belirsizlik
Hegseth'in daha önce Polonya'daki zırhlı tugay rotasyonunu iptal etme girişimi de Trump yönetimi içinde soru işaretleri yaratmıştı. Söz konusu hamlenin ardından Trump'ın kararı sorguladığı ve bölgeye 5 bin asker sevk edileceğini duyurması, Beyaz Saray'ın Avrupa politikasındaki tutarsızlık iddialarını güçlendirmişti.
Önümüzdeki hafta Ankara'da gerçekleşecek NATO Zirvesi, bu görüş ayrılıklarının gölgesinde toplanıyor. İttifak liderlerinin gündeminde, Avrupa'nın savunma harcamaları ve ABD'nin kıtadaki askeri rolünün geleceği en kritik başlıklar arasında yer alıyor.