Ukrayna ile devam eden çatışmaların Rusya topraklarına sıçraması, halkın uzun süredir koruduğu sakinliği yerini derin bir kaygıya ve öfkeye bıraktı.
Rusya’da 2022 yılında başlatılan ilk kısmi seferberlik döneminden bu yana toplumun ruh hali hiç bu kadar karamsar olmamıştı. Kremlin destekli Kamuoyu Araştırmaları Vakfı’nın (FOM) son verileri, endişenin boyutunu gözler önüne seriyor. Temmuz ayı başında yapılan ankete göre, Rus vatandaşlarının yüzde 55’i çevresindeki insanların ciddi bir huzursuzluk içinde olduğunu belirtiyor. Geçtiğimiz yıl bu oranın yüzde 40 civarında seyretmesi, toplumsal gerilimin ne denli hızlı tırmandığını kanıtlıyor.
Sınırları aşan güvenlik krizi
Uzun süre boyunca "siyasetten uzak dur, rahat yaşa" prensibine dayanan örtülü toplum sözleşmesi, savaşın doğrudan evlerin içine girmesiyle birlikte bozuldu. Önceleri sadece Kursk ve Belgorod gibi sınır bölgelerinde hissedilen İHA tehdidi, artık ülkenin iç kesimlerini de içine alarak geniş bir coğrafyayı etkisi altına aldı. Özellikle 6 Temmuz’da Ukrayna’ya ait insansız hava araçlarının, cephe hattından yaklaşık 2 bin 500 kilometre uzaklıktaki Omsk’ta bulunan devasa petrol rafinerisini hedef alması, güvenlik algısını tamamen değiştirdi.
Ekonomik darboğaz ve seferberlik korkusu
Güvenlik endişelerinin yanı sıra, savaşın ekonomik yansımaları da günlük yaşamı felç etme noktasına getirdi. Temel gıda maddelerindeki fiyat artışları vatandaşın belini bükerken, akaryakıt tedarikindeki sıkıntılar nedeniyle birçok bölgede benzin satışları karne sistemine bağlandı.
Halkın gündemindeki bir diğer yakıcı konu ise yeni bir seferberlik dalgası söylentisi. Cephedeki kayıpların artması ve savaşın ülkenin stratejik noktalarına kadar ulaşması, sıradan vatandaşın "sıra bize mi geliyor?" korkusunu tetikliyor. Rusya’da artık savaş, uzaktaki bir cephe haberinden ziyade, mutfaktaki fiyat etiketlerinde ve gökyüzündeki İHA seslerinde hissedilen somut bir varoluşsal krize dönüşmüş durumda.