Trakya'da buğday hasadı bitti, sıra tarlaları bir sonraki ekime hazırlamakta. Ama her yıl bu dönemde alışkanlık haline gelmiş bir uygulama hem toprağa hem doğaya zarar veriyor: anız yakmak. Uzmanlar, bu yöntemin kısa vadede işçilikten tasarruf sağlasa da uzun vadede toprağı çoraklaştırdığını ve orman yangınlarına davetiye çıkardığını söylüyor.

Türkiye Tarım Danışmanları Derneği Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Lütfü Açar, çiftçilere seslendi. Açar, yakmak yerine anızı sürerek toprağa karıştırmanın çok daha karlı bir yöntem olduğunu belirtti. Peki bu uygulama neden bu kadar önemli?

Anız yakmak neden bu kadar zararlı?

Anız yakmak, sadece tarladaki sap artıklarını yok etmek anlamına gelmiyor. Ateş, toprağın üst tabakasındaki canlıları da öldürüyor. Uzmanlara göre bu yangınlar, toprağın organik maddesini azaltıyor, su tutma kapasitesini düşürüyor ve erozyonu artırıyor. Yani çiftçi, gelecek yılki mahsulünün temelini de yakıyor.

Açar, bu durumun özellikle Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli'nde buğday ve ayçiçeği ekim nöbetinin yoğun olduğu bölgelerde daha kritik olduğunu vurguluyor. Buğday sonrası ekilecek ayçiçeği ve kanola, doğrudan bu toprak sağlığından etkileniyor. Yani verim düşüklüğü olarak çiftçinin cebine yansıyor.

Çiftçiye pratik çözüm önerisi
Uzmanlar, "Anız yakmak yasak" demek yerine pratik çözüm önermek gerektiğini düşünüyor. Lütfü Açar'ın önerisi net: Hasat sonrası kalan saplar önce balyalanıp tarladan çıkarılmalı. Geriye kalan kısım ise sap parçalayıcı ekipmanlarla parçalanarak toprağa karıştırılmalı.

Bu yöntem, hem toprağın organik maddesini artırıyor hem de bir sonraki ekim için daha sağlıklı bir zemin hazırlıyor. Açar, çiftçinin maliyet endişesini de anladıklarını belirtiyor. Bu yüzden anız yakmanın getireceği cezai yaptırımlar ve yangın riski gibi etkenlerin yanı sıra, toprağa kazandırmanın uzun vadeli ekonomik faydasının da rakamlarla ortaya konulması gerektiğini söylüyor.

